DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER 5. Değerlendirme ve Öneriler Çocukların gelişimi, eğitimin niteliği, toplumsal barış gibi alanlara doğrudan katkı sunma potansiyeli olan ve farklı şekillerde kurgulanabilecek değerler eğitimi uygulamalarının, kapsayıcı ve çoğulcu bir yaklaşımla, insan haklarını referans alarak, evrensel değerler odağında gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır. Türkiye’de bu çerçevede gerçekleştirilen uygulamalara rastlanmakla birlikte,147 bu raporda örneklendiği gibi değerler eğitimi kapsamında çoğulculukla örtüşmeyen söylemler ile din eğitimi unsurları barındıran çok sayıda uygulamanın da olduğu görülüyor. Bu rapor kapsamında incelenen işbirliği protokollerinin önemli bir bölümünün konusunu oluşturan değerler eğitimi yaklaşımı ve uygulamalarının, sadece protokollerle gerçekleştirilen etkinlikler bağlamında değil, amaç, içerik ve yöntem bakımından bütünsel olarak gözden geçirilmesinde yarar olacaktır. Din eğitimi unsurları barındıran sosyal etkinlikler ve bunlara dayanak oluşturan işbirliği protokolleri, hem uluslararası düzeyde kabul görmüş ve önemli bir bölümü Türkiye açısından da bağlayıcı olan çocuk hakları ve insan hakları norm ve standartları bakımından, hem de “vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti”ni güvence altına alan ulusal mevzuat açısından sorun teşkil ediyor.148 Sünni İslam referanslarıyla gerçekleştirilen etkinlikler, devletin tüm din ve inançlara eşit mesafede konumlanması gereken bir alanda tarafsız davranmadığına işaret ediyor. Tarafsızlık ilkesinin ihlalinin eğitim alanında ve çocuklar nezdinde olması bu konunun daha da dikkatle ele alınmasını gerektiriyor. Rapor kapsamında incelenen bazı protokoller aracılığıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, herkesin aynı din veya inanca sahip olduğunu varsayan ve bu şekilde çeşitliliği görmezden gelen içerikler olduğu görülüyor. Dolayısıyla, din eğitimi unsurlarına rastlanmasının yanı sıra kültürel çoğulculuğu destekleyen kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmediği görülüyor. Din ve eğitim alanında, çocuk haklarının gerekleriyle ilgili evrensel insan hakları normları ve standartlarıyla uyumlu, farklı kesimlerin taleplerini ve ihtiyaçlarını dikkate alan bir modelin geliştirilmesi temel bir ihtiyaç olarak geçerliliğini koruyor.149 147 Örneğin, bkz. Kaya vd., 2016; Barış Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, t.y. 148 Din ve vicdan hürriyeti T.C. Anayasası’nın 24. maddesinde şu şekilde düzenlenir: “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” 149 ERG, 2011; Genç vd. 2017. 53

Select target paragraph3