Ç e ş i tl i Va k ı f v e D e rn e k l e r i l e İ ş b i rl i ğ i Prot okoller i Aracılığıy la Y ür üt ülen M üf redat D ışı Et kinlikler
E Ğ İ T İ M D E Ç O Ğ U LC U LU K V E Ç O C U Ğ U N D İ N V E YA İ N A N Ç ÖZ G Ü R LÜ Ğ Ü AÇ I S I N DA N B İ R İ N C E L E M E
din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğum ya da başka
bir statü bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin uygulanmasını taahhüt ederler.
BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (MSHUS) Madde 2
1. Bu Sözleşme’ye Taraf her Devlet, kendi ülkesinde yaşayan ve yetkisi altında bulunan
bütün bireylere ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal ya da toplumsal
köken, mülkiyet, doğum ya da başka bir statü bakımından hiçbir ayırım gözetmeksizin bu
Sözleşme’de tanınan hakları sağlamak ve bu haklara saygı göstermekle yükümlüdür.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Madde 14
Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,
doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.
2.2. Eğitimde Çocuğun Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü ile
Katılım Hakkı
Din veya inanç özgürlüğü ile okul eğitimine odaklanan 2010 tarihli raporunda, BM Din
veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü bu konunun neden dikkatle ele alınması gerektiğini şöyle açıklıyor:
“23. Din veya inanç özgürlüğü ile okul eğitiminin çok dikkatli bir şekilde ele alınması gerekir.
Bunun başlıca nedeni, okulun öğrenme ve sosyal gelişim alanı sağlamasının yanı sıra, aynı zamanda otorite uygulanan bir yer olmasıdır. Genç kişiler, gelecek yaşamlarının ve iş fırsatlarının
büyük ölçüde bağlı olduğu önemli diplomaları okul eğitimi sırasında alır ya da almakta başarılı
olamazlar. Dahası, okullar özellikle küçük yaştaki çocuklar için, öğretmen, ebeveyn veya diğer
yetişkin aile üyelerinin otoritesine yaklaşan ve kimi zaman da aşan devasa etkiye sahip bir
otoriteyi temsil edebilir. Dolayısıyla, okul yaşamı kişileri tek taraflı bir bağımlılık ya da özel bir
kırılganlık durumuna sokabilir. Öğrenciler, kendilerini diğer öğrenciler, öğretmenler veya okul
idaresi tarafından baskıya maruz bırakılmış hissedebilirler. Ebeveynler, okulun çocuklarını aile
geleneklerine yabancılaştırmasından korkabilirler. Her durumda, okullar (…) umut ve yüksek
beklentilerden, şüphecilik ve çeşitli korkulara kadar bir dizi çelişen duyguyu tetikleyebilir.
“24. Bu tür çelişkili hisler genelde, din veya inanç azınlıkları dahil olmak üzere azınlık
mensupları için daha da güçlüdür. Bir yandan, okul eğitiminin, öğrencilerin kişisel olarak
etkinlendikleri olumsuz kalıpyargıların ve önyargıların bertaraf edilmesine katkı sunmasını ümit edebilirler. Diğer yandan, dini azınlık mensupları -aileler gibi öğrenciler de- okulda,
belki de onları inançlarını terk ederek toplumun geneline asimile olmaya sevk etme niyetiyle yapılan ayrımcılık, zorbalık ve baskıdan korkabilirler. Bu tür korkular, haklılık zemini
olsun ya da olmasın, her zaman ciddiye alınmalıdır.”18
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü BM MSHUS’un 18. maddesiyle güvence altına alınır.
Bu madde, ebeveynlerin veya çocuktan yasal olarak sorumlu yetişkinlerin çocuklarını
kendi dini veya felsefi görüşleri doğrultusunda yetiştirme hakkını da içerir. BM ESKHUS Madde 13(3) de MSHUS Madde 18(4)’teki yaklaşımı yansıtır.
18 Bielefeldt, 2010, s.8-9. Yazar tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
14