TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
Bu kararlarda, idari yargıda toplantı ve gösteri yürüyüşünün sadece kanunda belirtilen koşulları taşımaması durumunda davacının kendi kusuru nedeniyle tazminat
talebini reddetme veya indirme yönünde kararlar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa örneğin belirlenen yerler dışında toplantı yapılması, bildirimde bulunulmamış olması,
yasaklama kararına aykırı olması, hatta barışçıl bir eylem olmaması durumunda müdahale sırasında bir kişiye zarar verilmesi durumunda kişinin sadece bu toplantıya
katılmış olması kusurlu olduğu anlamına gelmeyecektir.
10 Ekim Katliamı’na ilişkin başvurular ise -diğerlerinden farklı olarak-, “bombalı saldırı gerçekleştirileceğine dair gerçek ve yakın bir riskin varlığına rağmen bu riskten
haberdar olan kamu makamlarının sahip oldukları yetkiler kapsamında ve makul
ölçüler çerçevesinde riskin gerçekleşmesini önlemek için gerekli önlemleri almadığına” yönelik iddiaların idare mahkemelerinde dikkate alınmaksızın kusursuz sorumluluğa hükmedilmesine ilişkindir. Davalarda İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen başmüfettişler tarafından hazırlanan raporda bazı ihmallerden söz edilmesine
karşılık mahkemeler bu iddiaları dikkate almamıştır.45 Mahkeme’nin değerlendirmesine göre, “Toplumun genelinin yaşamını tehdit eden gerçek ve yakın bir tehlikenin
varlığının bilindiği ya da bilinmesi gerektiği bir durumda kamu makamlarının makul
ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilecek şekilde önlemler
almadığı iddiasıyla açılan bir tam yargı davasında olayın kamu makamlarının kusuruyla meydana geldiğine yönelik iddia konusunda herhangi bir inceleme yapılmadan
meselenin kusursuz sorumluluk çerçevesinde ele alınması, yaşam hakkıyla bağlantılı
olarak etkili başvuru hakkının ihlaline neden olabilir. Zira genel anlamda kusura
dayanan ihlali tespit edip buna göre giderim sağlayabilecek ve benzer olaylarda idari
mercilerce alınabilecek tedbirlerin neler olduğunu ortaya koyabilecek nitelikte olduğu için etkili olan tam yargı davası yolu, kusur değerlendirilmesi yapılmadığı için bir
olayda etkili olmamış ve davacıya başarı şansı sunmamış olur”.46
Bu açıdan, idarenin hizmet kusurunun saptanmasından kaçınılması da cezasızlığın
özel bir görünümü niteliğindedir ve kararın önemli yanı kusursuz sorumluluğa dayanarak ödenen tazminatın mağdur sıfatını kaldırmadığı değerlendirmesidir.47 Mahkeme’ye göre, doğrudan sosyal risk ilkesine başvurularak karar verilmesi “somut
olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediği hususunda herhangi
bir kanaati ifade” etmediği için bireysel başvuru açısından mağdur sıfatı devam etmektedir.
45 Bu başvurularla ilgili olmamakla birlikte, Danıştay’ın Temmuz 2021’de verdiği kararında da bu raporları zikretmekle birlikte
görevlendirilen polis sayısına göre hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna vardığını ve bu incelemenin de yeterli olmadığını
belirtmek gerekir.
46 Ali Hıdır Tekin, B. No: 2018/35243, 15/9/2021, § 49, Mehmet Elmascan, par. 46.
47 Bu iddialara ilişkin tüm kararlarda aynı yönde değerlendirme yapılmıştır. Ali Hıdır Tekin, par. 44-45.
31