TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
Erişilebilen kararların içeriklerine bakıldığında, bu kararların bir kısmının yasaklama kararıyla birlikte, bazı başka etkinliklerin “izne bağlanması” ifadesini içerdiği
görülmüştür.
Karar İçeriği
Sayı
Yasak
872
İzne Bağlama
75
Hem Yasak Hem İzne Bağlama
136
Diğer
4
Bilinmiyor
1
b. Erteleme ve Yasaklama Kararlarına Karşı İdari Yargı Denetimi ve Etkililik Sorunu
Erteleme ve yasaklama kararlarına karşı idari yargıda açılan dava sayısı yasakların sayısıyla karşılaşıldığında son derece sınırlıdır. İçtihat veri tabanları tarandığında 3 Bölge
İdare Mahkemesi, 6 Danıştay kararı olmak üzere toplam dokuz karara erişilebilmiştir.
Bunların dışında, bu tür davaları açtığı anlaşılan avukatlarla yapılan görüşmeler sonucunda bu avukatların açtığı davalara ilişkin bazı kararlara erişilebilmiştir. Erteleme ve
yasaklama gibi kararların sayısının az olmadığı ve uzun sürelere yayılabilen uygulamaların bulunduğu düşünüldüğünde, bu sayının azlığı tek başına değerlendirilmesi gereken bir konudur ve etkili başvuru yolu değerlendirilmesinde de dikkate alınmalıdır.
Bu tür işlemlere karşı idari yargıda açılacak davaların etkili başvuru niteliğinde olup
olmadığı konusunda iki unsur ele alınmıştır. Bunlardan birincisi, mevzuatta öngörülen ve iptal davalarında uygulanan usul kuralları ile yapılan incelemenin niteliği,
ikincisi ise uygulamada bu incelemenin nasıl yapıldığıdır.
Türkiye’de idari yargı alanında iki özel madde ile hızlı yargılama yapılması öngörülmüştür. İdari Yargılama Usulü Kanunu’na (İYUK) 2014 yılında eklenen 20/A (ivedi
yargılama usulü: ihale, acele kamulaştırma, özelleştirme, çevresel etki değerlendirmesi
vb.) ve 20/B (merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü) maddelerine göre bu
maddelerde sayılan uyuşmazlıklarda sürelerin tamamı diğer davalara göre kısaltılmış
ve kararın geç verilmesi nedeniyle uygulanması konusunda güçlükler aşılmaya çalışılmıştır. Ancak, Türkiye’de öngörülen bu maddelerde düzenlenen ivedi yargılama usulleri genel anlamda temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması odaklı değildir;
birincisinde ekonomik sonucu önemli görülen davaların hızlı yürütülmesi, ikincisinde
ise kararın etkilediği kişi sayısının fazlalığı ile geçen süre nedeniyle kararın uygulanması konusunda güçlükler çıkması ihtimaline odaklanılmıştır. Bu hükümlerin toplantı
ve gösteri yasaklarına ilişkin özel bir idari yargılama usulü içermemesi nedeniyle bu
yasak/erteleme kararlarına karşı açılan davalarda genel hükümler uygulanmaktadır.
Buna göre, bir idari işleme karşı 60 gün içerisinde işlemi kuran idarenin bulunduğu
yer idare mahkemesinde dava açılabilir. Davanın açılması üzerine mahkeme heyetinden
görevlendirilen bir üye veya Danıştay’da bir tetkik hâkimi tarafından ilk inceleme yapılarak (İYUK md. 14) dava dilekçesinin usulüne uygun olup olmadığı, davanın görevli ve
yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, dava açmadan önce yapılması gereken bir zorunlu
18