sarsıldı. Burada işletme açmasının sebebi ucuz iş gücü. Devletten de belirli
garantileri alıyorlar, vergi muafiyeti, elektrik, su giderlerinde avantaj sağlıyorlar
vb.
DİAM İşçisi Sevda Toprak, DİSK-BMİS üyesi (31 Temmuz 2019)
24 yaşında bir kadın işçi olan Sevda Toprak, şu anda BMİS’in örgütlü olduğu
bir işyerinde çalışıyor. Daha önce 2012-2017 yılları arasında Diam işyerinde,
kalite kontrolcü olarak çalıştı. Buradaki sendikal örgütlenme sırasında işten
çıkartıldı.
Diam’da fazla mesailer yoğundu. Ücretlerimiz düzenli ödenirdi ama asıl
sorun bize karşı olan davranışlarıydı. Kadın, erkek dinlemeyip hakaret
ettikleri oluyordu yöneticilerin. Bir Ramazan’da uzun saatlerce oruçlu kalmış
insanlar, fazla mesai yapmış, artık evlerine gitmek istiyorken bir müdüre “Sizin
vicdanınız yok mu?” dendiğinde, oradakilere küfür ettiğine tanığım. Sonunda
bu tür davranışlara karşı, 2017 Nisan’ında sendikal örgütlenmeye karar verdik
arkadaşlarla. Ağırlıkla kadınların çalıştığı bir işyeriydi. Herkesle görüşmeye,
üyelik yapmaya başladık. Ben işi yürüten komitedeydim. Bu esnada işveren
de öğreniyor. Bir gün yine fazla mesailer var, müdürümüz geldi mesaiye
kalacakları yazdı. “Ben dedim”, “Gerek yok” dedi. Sonra iş çıkışına beş dakika
var, bana haber geldi insan kaynaklarına çıkar mısın diye. Çıktım 4 arkadaşım
daha oradaydı, bunların hepsi zaten o süreçte görüştüğümüz insanlardı. Biz
anladık ki aksi giden bir şeyler var belli. Önümüze getirdiler fesih bildirimlerini,
“Bunları imzalayacaksınız” dediler. İnsan kaynakları, finans müdürü, CEO, kat
müdürleri vs. Gerekçeyi sorduk, sadece “Sizinle çalışmak istemiyoruz” dediler.
Biz ayrılmak durumunda kaldık ama sonraki günlerde, işyerinin önüne gitmeye
başladık. Bu arada durumu görüp sendikaya üye olan arkadaşlar da oldu.
İçeride iş yavaşlatma gibi eylemler başladı.
Eylemler karşısında yöneticiler kışkırtıcı tavırlar sergilediler. Cep telefonuna
çektiler, bağırıp çağırdılar vb. Sonunda diğer işyerlerinden destekle işyeri
önünde bir eylem yapmaya karar verdik. Yakında sendikamızın örgütlü olduğu
bir işyeri vardı. Oradan da geleceklerle eylem yapacağımızı duyan işveren, mola
saatinde arkadaşlarımızı fabrikaya kilitledi. Yemekhaneye kilitledikleri insanlar
oldu. 2.katın camlarından atlayanlar oldu. Bu şekilde insanlık dışı davranışları
da oldu, o ilk gittiğimiz gün. Daha sonra biz işyeri önünde beklerken yanımıza
84
OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI
AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I
gelen arkadaşları işten çıkarttılar. Bir ay kadar sürdü eylemimiz. Bunlar
yaşanırken işveren, ünlü bir iş hukukçusunu arabulucu olarak devreye soktu.
Onun aracılığıyla eylemin bitirilmesini, gerekenin yapılacağı mesajını verdiler
ama sözlerinde durmadılar. Hatta bu nedenle iş hukukçusu hoca da “Prestijimi
sarstınız” diyerek arabuluculuğu bıraktı.
Sonra dokuz gün iş bırakıldı ve sonrasında da 100 kadar arkadaşımız daha
işten çıkartıldı. İşyerinin etrafı jiletli tellerle çevrildi, güvenlikçiler alındı,
kapının önüne Toma aracı getirdi polis. İş bırakma eylemimiz toplu sözleşme
yetkisi için başvuruyu yaptıktan sonrasında olmuştu. Ancak içeridekilerin de
topluca işten çıkartılması sonrası 10 gün kadar devam etse de eylemi ekonomik
gerekçelerle sonlandırmak durumunda kaldık. İşveren, İşkur aracılığıyla yeni
işçiler aldı. Fabrikanın yönetim kadrosu da tamamen değişti. Açtığımız işe
iade ve tazminat davaları, iki yılı geçti halen sürüyor istinaf mahkemesinde.
Mahkeme için aleyhimize şahitlik yapması için iş arkadaşlarımızı bulmuşlar,
onlar da –bir süpervizör hariç- yalancı şahitlik yapmadılar, doğruyu söylediler.
Çalışırken şirketin Fransız CEO’su vardı, yılda bir-iki kez onu görürdük. Ama
bu süreçte olumlu tutumu olmadı. Avrupalı olarak daha diyaloga açık bir
ortam yoktu işyerinde. Hatta yasal olmamasına ve doğru olmamasına karşın,
işyerinde bir panoda ’250’den az işçisi olan iş yerlerinde sendika örgütlenemez’
gibi bir yazı asılıydı. Tam da bizim gerekli çoğunluğu sağlayarak sözleşme
yetkisine ulaşmak için çabaladığımız dönemde. O sıralarda bu şirketin iş yaptığı
şirketlerle ya da bu şirketin başka ülkelerdeki kuruluşlarıyla da iletişime geçtik,
mesela İngiltere gibi yerlerle; ama sonuç alamadık.
DİSK- Devrimci Yapı-İş Sendikası, Özgür Karabulut (4 Ağustos 2019)
İnşaat işkolunda kurulu, az sayıda üyesi bulunan ancak etkili mücadele yürütme
çabasında bir sendika olan Dev Yapı-İş’in 2015’ten beri yöneticisi olan Özgür
Karabulut, 2017’den bu yana başkan. 2018 Eylül’ünde gerçekleşen 3. (İstanbul)
Havalimanı eyleminden 20 gün sonra, kışkırtıcılık yapma iddiasıyla gözaltına
alındı ve sonra tutuklandı. 5 Ekim-5 Aralık 2018 tarihleri arasında cezaevinde
tutuklu kaldı.
3. Havalimanı şantiyesi, 2013’ten beri, hem yarattığı ekolojik yıkımla hem de
özellikle 2013’ten itibaren iş kazaları ile gündeme gelen bir şantiyeydi. Dev
R APOR GÖRÜŞME ÖZETLERI
85