- 49 -
CDL-AD(2019)017rev
gerekçeye dayanılmamalıdır. Yalnızca halk sağlığını korumanın daha az kısıtlayıcı başka
alternatiflerinin olmadığı durumlarda halk sağlığı zaman zaman toplantıları sınırlamak için
başvurulabilecek bir gerekçedir. Genel halk sağlığı endişelerinin (örneğin, duman veya hava
kirliliği veya bulaşıcı bir hastalık dahil) bir veya daha fazla halka açık toplantıyı kısıtlamak için
uygun bir temel teşkil edebileceği ender durumlarda, bu kısıtlamalar, bir alışveriş bölgesindeki,
bir konserdeki veya bir spor etkinliğindeki diğer benzer birey toplulukları da kısıtlanmadıkça
uygulanmamalıdır. Özellikle, hastaneler gibi sağlık tesislerindeki toplantılar için genel yasaklar
olmamalıdır, çünkü bu tür toplantılar nedeniyle halk sağlığının tehlikeye atılıp atılmadığı sorusu,
soyut olarak değil, bireysel vakaların unsurlarına göre değerlendirilmelidir.263 Genel olarak,
toplantılar hastanelere ve benzeri kurumlara erişimi, özellikle de acil erişimi engellemeyecek
şekilde organize edilmeli ve denetlenmelidir.
142. Ahlakın korunması. MSHUS Madde 21 ve AİHS Madde 11(2) karşısında devletler,
barışçıl toplanma özgürlüğüne kısıtlamalar getirmek için gerekçe olarak ahlakın korunmasına
başvurabilir. Bununla birlikte, uygulamada ahlaki değerlerin korunması, barışçıl toplanma
özgürlüğüne kısıtlamalar getirmek için nadiren uygun bir temel olarak görülmelidir.264 BM İnsan
Hakları Komitesi'nin belirttiği üzere, “ahlak kavramı birçok sosyal, felsefi ve dini gelenekten
türemiştir. Sonuç olarak, ahlakı korumak amacıyla yapılan sınırlamalar [...] yalnızca tek bir
gelenekten kaynaklanmayan ilkelere dayanmalıdır [...] Bu tür sınırlamalar, insan haklarının
evrenselliği ve ayrımcılık yapmama ilkesi ışığında anlaşılmalıdır."265 Dar kapsamlı veya
münhasır bir ahlak anlayışına dayalı herhangi bir kısıtlama, bu nedenle, ayrımcılık yapmamayı
düzenleyen ilgili standartlarla (bkz. paragraf 101 ve devamı) ve içeriğe dayalı düzenlemelerle
(bkz. Paragraf 30) uyumsuz olacaktır.266 Dahası, devletler, bir bireyin varlığı ve kimliğinin çeşitli
boyutlarını (özellikle bunlar ifade özgürlüğü hakkının esasını oluşturdukları için) ilgilendiren
durumlarda bir kısıtlama gerekçesi olarak ahlaki değerleri meşru bir şekilde öne süremez.267
143. Başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması. Toplantılar aynı bölgede yaşayan,
çalışan, alışveriş yapan, ticaret yapan ve iş yapanların hak ve özgürlüklerini potansiyel olarak
etkiler. Bununla birlikte, toplanma hakkı ile başkalarının haklarını dengeleme çabası,
toplantıların, başkalarına gereksiz ve orantısız yükler yüklemedikçe, daima sürdürülebilmesini
sağlamayı amaçlamalıdır.268 Bir toplantıya katılmamakla birlikte o toplantıdan etkilenenlerin
Örneğin bkz. Yılmaz Yıldız ve Diğerleri / Türkiye, Başvuru No. 4524/06, 14 Ekim 2014, paragraf 43.
Ahlakla ilgili bir mevzuat hükmünün eleştirisi için bkz. <http://www.bahrainrights.org/node/208> ve
<http://hrw.org/english/docs/2006/06/08/bahrai13529.htm>. Manfred Nowak'ın MSHUS ile ilgili yorumu, spesifik bir örnek olarak
(ahlak açısından) 'kutsal yerlerin veya mezarlıkların' yakınında gerçekleştirilen veya bu alanlardan geçen toplantılardan
bahsetmektedir. Bkz. Nowak, a.g.e., not 44, s. 493.
265 BM İnsan Hakları Komitesi, Genel Yorum No. 34, a.g.e., not 11, paragraf 32. Ayrıca bkz. Norris / İrlanda, Başvuru No. 10581/83, 26
Ekim 1988, paragraf 44-46. Toplanma özgürlüğünü kısıtlamak için meşru bir zemin olarak 'genel ahlak', siyasi iktidar sahiplerinin
ahlaki görüşleri ile eş anlamlı değildir: Bkz. Polonya Anayasa Mahkemesi Kararı, 18 Ocak 2006, K 21/05, Kamuya Ait Bir Yolda
Toplantı İçin İzin Alma Şartı (İngilizce çevirisi), şu adresten ulaşılabilir:
<http://trybunal.gov.pl/fileadmin/content/omowienia/K_21_05_GB.pdf>. Ayrıca bkz. Joseph Burstyn, Inc. / Wilson, 343 US 495,
(1952) (Kararda, "kutsal değerleri aşağılayan" filmlerin gösterilmesi için izin verilmemesine yetki veren bir yasanın ifade
özgürlüğünü ihlal ettiği kabul edilmiştir). Ayrıca bkz. Ashcroft / Free Speech Coalition, 535 US 234 (2002) (Karar, kurgu ürünü olarak
bilgisayar ortamında yaratılmış çocuk karakterlerin, yapımda gerçek çocuklar kullanılmış olsaydı cezalandırılacak olan müstehcen
resimlerinin yasaklanmasına ilişkin bir kararı bozmuştur).
266 Örneğin bkz. Macaristan Anayasa Mahkemesi, Karar No. 21/1996 (V.17.) [ABH 1997] 74, 84. Ayrıca bkz. Reno / Amerikan Medeni
Özgürlükler Birliği, 521 US 844 (1997) (Karar; “uygunsuz” ve “açık bir şekilde saldırgan” iletişimde bulunmak amacıyla internet
kullanımını suç sayan bir tüzüğü, söz konusu tüzüğün aşırı geniş kapsamlı olduğu gerekçesiyle geçersiz kılmıştır). Ayrıca bkz.
Cantwell / Connecticut Eyaleti, 310 US 296, (1940).
267 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “konunun hassas bir ahlaki veya etik mesele teşkil ettiği iddiasıyla bağlantılı olarak Hükümet
tarafından ileri sürülen meşru amacı inceleyeceğini" vurgulamıştır. "Mahkeme, başvurucuların varlığı ve kimliği ile ifade
özgürlüğünün özünü ilgilendiren bir davada hükümetin ahlaki gerekçelere dayanmasının mümkün olup olmadığını inceleyecektir."
Bkz. Bayev ve Diğerleri / Rusya, (2017) a.g.e., not 57, paragraf 66. Dahası (Bayev, paragraf 70): “Ahlaki temelde gerekçelendirme söz
konusu olduğunda, halkın düşüncesinin Mahkemenin değerlendirmesinde önemli bir rol oynayabileceği doğrudur. Bununla birlikte,
Sözleşmedeki taahhütlerin kapsamının genişletilmesi yönündeki halk desteğinin benimsenmesi ile maddi korumanın kapsamını
daraltmak amacıyla bu desteğe güvenilmesi durumu arasında önemli bir fark vardır. Mahkeme, Sözleşmede belirtilen hakların bir
azınlık grubu tarafından kullanılmasının, bu durumun çoğunluk tarafından kabul edilmesi şartına bağlanmasının, Sözleşmenin temel
değerleriyle bağdaşmayacağını yineler.”
263
264
ABD'deki Schneider / New Jersey Eyaleti, 308 US 147 (1939) davasında, broşürler çöp miktarında artışa neden olsa bile, broşür
dağıtma hakkının olduğu kabul edilmiştir. Collin / Chicago Park Bölgesi, 460 F.2d 746 (7. Daire, 1972) davasında, park yetkililerinin
piknik alanı olarak belirledikleri açık alanlarda toplanma hakkının olduğuna hükmedilmiştir. Eugen Schmidberger, Internationale
Transporte und Planzuge / Republik Osterreich (C-112/00, 12 Haziran 2003 tarihli karar) davasında, Avrupa Birliği Adalet Divanı
(bundan böyle ABAD olarak anılacaktır), Almanya ile İtalya arasındaki Brenner Otoyolunu neredeyse 30 saat boyunca bloke eden
268