Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
ölçeğinde bir şekle dönüştürdüler. Üzerinde yazılı bilgilerden daha çoğu,
daha ayrıntılısı çipte var fakat bunların bir kısmının belirtilmesi isteğe
bağlı. Nüfus memuru sordu: “Kartta gözükmüyor ama çipte belirtilebilir,
dininin belirtilmesini ister misin?” “İsterim,” dedim. “Mutlaka yazın,
olur ya başıma bir şey gelir dağda, bayırda, ıssızda ölürüm kalırım,
yanlışlıkla beni Müslüman mezarlığına koymasınlar, aman ha.” Yani bu
ayrımcılığın bir gereklilik boyutu da var, çünkü bu bilgiyi kaybedersek
mağdur olabiliriz. O nüfus cüzdanlarında din hanesi veya eski nüfus
cüzdanlarımızda olan daha detaylısı… Ermeni, Hıristiyan, Gregoryen
diye, defter gibi olan nüfus cüzdanlarında ayrıntılı bir şekilde var olan
bilgiler, bir anlamda varlık sigortası, kimliğinin güvencesi oluyor.
Türkiye’nin tekleştirici ikliminden korunmanın bir yolu, o yol sayesinde
işte bugün İstanbul’da 16 tane Ermeni okulu var. Bir tane bile Kürt okulu,
Süryani okulu yok, yeni yeni anaokulu açma çabaları içerisinde Süryani
toplumu. Çerkez okulu, Laz okulu, Arnavut veya Gürcü okulu da yok. 16
tane Ermeni okulu varsa bunun tek güvencesi o ayrımın varlığıdır.
Türkiye’de bir şeyi anlatmakta çok büyük zorluk çektik; ayrı
olduğumuzu bilin ama ayrımcılık yapmayın. Bu ikisi arasında ciddi bir
fark olabilmeli, vatandaşlık haklarımız ve devlete sadakatimiz, etnik
kimliğimiz veya dini inancımız üzerinden sorgulanmamalı. Beni askere
alıyorsanız askere alın, ben bu ülkenin vatandaşıysam, eğer bu ülkede
insanlar 20 yaşına geldiğinde askere gidiyorlarsa, Ermeniysem ben de
gideyim; Rumsam, Yahudiysem, adım Salamon’sa, Moşe ise, Pakrat’sa,
Şehmuz’sa, Dimitro ise hepimiz askere gidelim ama askere gittiğimizde
bana güvensizlik beslemeyin, bu çok ağır bir şey. Hrant Dink anılarında
çavuşluk sınavına girdiğini söyler. Sınavı geçemeyen tek adam kendisidir,
tek Ermeni kendisidir zira… Çavuş olunca kimsenin başı göğe ermiyor.
Ama lise eğitimi almış olanlar, üniversite mezunu olmasalar bile mecburi
askerlik hizmetini yaparken çavuşluk kursuna katılırlar, çavuş veya onbaşı
olurlar. Bu yine askeri terminolojide "çift pırpır, tek pırpır" diye ifade
edilir. Çünkü onbaşı tanımı için tek pırpır, kırmızı V harfi gibi bir işaret
vardır kolunda rütbe anlamında. Çavuş olduğunda iki tane V vardır, çift
pırpır derler buna. Hrant’a her ikisini de çok gördüler. Bu, Hrant’ın çok
zoruna gitmişti. Bu ayrımcılıktır. Hrant’ın, Hrant olduğunu, sevgili Baskın
Oran hocanın ifadesiyle ‘Lahasümüt’ olmadığını, yani laik, Hanefi, Sünni,
124