Din Temelli Ayrımcılık:
AİHM, Diyanet, Din ve İnanç Özgürlüğünün Kolektif Boyutu
ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu
tedbirlerle ve yasayla sınırlanabilir.
Burada iki unsur dikkat çekiyor. Birincisi, “topluca” ifadesidir ve
kolektif boyut için ilk referansını oluşturmaktadır. Bu ifadeyi diğer haklarla ilgili olarak görmüyoruz. İkinci dayanak ise korunan eylemler,
aktivitelerdir. Din veya inanç özgürlüğünü koruyan hükümler, “ibadet,
öğretim, uygulama ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü” içerir. İbadet, öğretim, uygulama ve ayin yapmak
dediğimizde bunlar sadece başlıktır ve altında belki de sonsuz eylemin
sayılabileceğini görürüz. Dolayısıyla hem bireylerin bir araya gelmesiyle din veya inançlarını açıklamaları, hem de korunan eylemlerin genellikle kolektif bir boyutu olması inanç özgürlüğünün kolektif boyutunun
temelini oluşturuyor. Kolektif ve bireysel boyut birbirini destekler ve
özünde birbiriyle çatışma içinde değildir.
İnsan Hakları Komitesi BM MSHUS’nin 18. maddesi hakkında yayınlamış olduğu Genel Yorumda din veya inancın açıklanmasının ne
gibi eylemleri içerdiğine ilişkin olarak bunların “geniş bir dizi eylemi
içerdiğini” söyler. Bunlar, inancı doğrudan ifade eden törensel eylemlere
ek olarak, ibadet yerlerinin yapımı, ibadet sırasında kullanılan özel nesne veya formüller ve tabii bunların elde edilebilmesi, din veya inançlarca özel sayılan dinlenme, ibadet veya bayram günleri, din veya inançla
ilgili, örneğin ibadette kullanılan özel bir dil varsa bunun öğrenilmesi ve
kullanılması ve dini önderlerin yetiştirilmesi ve atanması veya seçilmesi
olarak sıralabilir. Buradan da görüleceği gibi, koruma altındaki eylemler
çok geniş kapsamlıdır.
Tüzel kişilik kazanma hakkı da din veya inanç özgürlüğünün kolektif boyutu içinde korunur ve örneğin AİHM ilk kez kolektif boyuta açık
referansını Svya Mychaylivska Parafiya v. Ukraine davasında yapmıştır.
Bu dava yetkililerin dini toplulukları yeniden kayıt etme süreçlerinde
başvurucuların başvurusunun reddedilmesi ve yasal bir statüleri olmadığı için dini bazı aktiviteleri yerine getirememeleri ile ilgilidir. AİHM,
din veya inancını açıklama hakkının araçlarından birinin, özellikle de
dini topluluklar için, bu hakkın kolektif boyutu aracılığıyla olduğunu ve
topluluk, üyeleri ve varklıkları için hukuki koruma güvencesine sahip
olmak olduğunu söylemiştir.
187