Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
sürdürüldüğüne ilişkin mekanizmayı ve sürecin kendini yeniden üretme
biçimlerini gözlemlemek ve raporlamak olarak tanımlanmıştı.
Araştırma kapsamında yapılan görüşmelerde, Türkiye’de Türk ve Sünni
olmayan toplulukların üyelerinin hem temel insan haklarından olan din ve
vicdan özgürlüklerini toplumun her alanında, özellikle çalışma hayatı düzleminde yaşamak bakımından hem de çalışma hayatına dair haklar açısından
çeşitli zorluklarla karşılaştıkları ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda bazı ara/
ön sonuçlardan bahsetmek gerekirse, birkaç nokta üzerinde durulabilir.
Kariyerden Önceki Engeller
Türk ve Sünni olmayan bir toplumsal kimliğin mensubu olarak mülki
idare mesleğine girmeyi düşünenler, henüz üniversite öğrenciliği dönemlerinde bile bu konuda doğrudan ya da dolaylı olarak caydırıcı söylemlerle karşılaşmışlardır. Mesleğe girişte, yani sınav ve özellikle mülakat aşamasında, çoğu zaman örtük bir biçimde, diğer adaylara göre daha
zorlayıcı ve taraflı denebilecek muamelelerle yüz yüze kalmışlardır.
Çoğu, mesleğe girişlerini çok çalışmalarının ve sınavlarda yadsınamayacak ölçüde başarılı olmalarının bir sonucu olarak nitelendirmektedir.
Üst düzey bir kamu yöneticisinden beklenebilecek bir söylem
içinde deneyimlerini paylaşan bu kişilerin hemen hepsi mesleğe giriş
öncesinde, mesleki anlamda kusur olarak görülebilecek herhangi bir konuda hiç soruşturma geçirmemiş, kendilerine suç olarak atfedilen siyasi
faaliyetler içinde yer almamıştır.
Kariyer Sırasındaki Durum
Araştırma sırasında görüşülen mülki idareciler, kaymakam adaylığı sürecinin çeşitli aşamalarında karşılaştıkları zorlukları da, yukarıda bahsedildiği şekilde aştıklarını belirtmişlerdir. Örneğin çoğu, valilerin yanında
geçirilen staj aşamasında sadece bir iki kez vali ile görüştüklerini, ildeki
iletişim ve koordinasyon halinde olunması gereken diğer yöneticilerin
çoğu zaman kendilerinden uzak durduklarını anlatmıştır. Yükselme
52