Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
bir yenilenme niteliği taşıyan bu uygulamaların pek çok ilde Romanların2 yaşadığı mahallelerden başlatılması ve İzmit ilçesinde de bu yolun
izlenmesi, alan çalışmasına dayanan bu araştırmanın başlatılmasının temel nedeni olmuştur.
Araştırmanın ilk görüşmeleri 2010 yılı Haziran ayında başlamış, iki
yıla yakın bir zaman diliminde, dört mahallede, 36 haneyi kapsayan 39
görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu mahalleler Yenidoğan semtindeki Serdar Mahallesi, Yenimahalle, Romanya’dan göçle gelen Alevilerin çoğunlukta olduğu Tavşantepe Mahallesi ve son olarak Kaldereş (Kalaycı) Romanlarının yerleştiği 28 Haziran Mahallesi’dir. Hane halkı görüşmeleri,
yarı yapılandırılmış, açık uçlu soru tekniği ile yürütülmüştür. Ayrıca iki
dernek başkanı ile de derinlemesine görüşme yapılmıştır.
Eğitim durumları açısından bakıldığında yaşları 19 ile 60 arasında
değişen görüşmecilerden yalnızca biri yüksekokul mezunudur. Üç kişi
ortaokulu bitirmiştir. On beş kişi hiç okula gitmemiştir. Yüksekokul mezunu olan kişi herhangi bir işte çalışmazken diğer görüşmeciler emekli,
pazarlamacı, servis şoförü, boyacı, çayevi işletmecisi, temizlikçi, mendil
satıcısı, çeyiz işlemecisi, hurda kâğıt fabrikası işçisi ve atık kâğıt-hurda
toplayıcısıdır. Görüşme yapılan hanelerde aylık gelirin belirlenmesinde
güçlük yaşanmıştır. Büyük bir bölümü düzenli geliri olan işlerde çalışmadıklarından kazançlarına dair soruları ancak günlük olarak yanıtlayabilmektedirler ve günlük kazançları da değişkenlik göstermektedir.
Dokuz kişinin sosyal güvencesi varken dört kişinin bu kapsamda tanım2 Çalışmaya konu olan topluluk, Uluslararası Roman Birliği tarafından alınan kararla tüm dünyada Romanlar olarak anılmamaktadır. Bu karara saygı ile bu çalışmada da Roman tanımlaması
kullanılacaktır ancak Çingenelere Roman denmesi ya da Romanlara Çingene denmesinin ayıp
kabul edilmesinin kendisinin de bir ayrımcılık olduğunun, bu ayıbı yaratan ve sürdüren tarafların farkında olması gerekmektedir. Tartışılması gereken Çingene sözcüğü değil, bu sözcük üstüne bindirilen tanımlar, dayanaksız anlatılar, kısaca toplumun bu halka ilişkin algısı olmalıdır.
Yazar, bugüne kadar yaptığı tüm çalışmalarda hem tarihsel ve toplumsal birliğin sağlanması,
hem de bu sözcüğü duymaya her kesimin tahammülünü artırmak amacıyla “Çingene” sözcüğünü kullanma yolunu seçmiştir. Ancak bu makalenin bildiri olarak sunulduğu çalıştayda katılımcıların yönelttiği eleştiri ve hassasiyetler göz önünde tutularak bu çalışma özelinde Roman
tanımlaması kullanılacaktır. Bu yöndeki kullanımı yeğlemesinin yazarın düşüncelerinde oluşan
bir değişimi değil, genelin görüşüne duyulan saygıyı temsil ettiğinin altını bir kez daha çizmekte
yarar olacaktır.
56