II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
ğin görünmez olduğu sıklıkla dile getirilse de çocukların ödevleri için
harcadığı emek üzerine pek fazla düşünülmemektedir. Corsaro modern
toplumun ekonomik gücüne bir yatırım olduğunu belirttiği okullarda
çocukların öğretmenleriyle birlikte, bilginin yaratılmasında rol oynadığını belirtir (2014: 35). Üstelik çocuklar, okuldan eve geldiklerinde ev
ödevleri yoluyla çalışmaya devam eder. Oysa okula gitmek ve ev ödevi
yapmak yetişkinler tarafından çalışma olarak kabul edilmez.
Çocukları ayrımcılığa maruz bırakılan diğer azınlık gruplarından
ayıran önemli bir özellik, diğer grupların eşitlik mücadelesi vermesine
karşın çocukların böyle bir hareketten yoksun olmasıdır. Yetişkin/çocuk
ikiliği, ebeveynlerin ve özellikle babaların çocuklar üzerindeki otoritesi
genellikle diğer toplumsal eşitsizlik türlerini savunmak için kullanılır.
Gücün farklı tipleri (kralın halkı, köle sahibinin kölesi ve erkeklerin kadınlar üzerindeki gücü) astların “çocuk gibi”, doğuştan bağımlı, korunmasız, yetersiz, sorumluluk üstlenmek konusunda aciz ve korunmaya
muhtaç olarak tanımlanması yoluyla gerekçelendirilir. Fakat bu egemenlik türlerinin her birine ve bunları destekleyen ideolojiye –sırasıyla siyasal öznelerin, siyahların ve kadınların– “çocuklar gibi” olmadığı
ve bağımlılıklarının kabul edilir olmadığı gerekçesiyle karşı çıkılırsa da
çocukların bağımlılıkları normal görülmenin ötesinde gereklilik gibi
algılanır. Bu açından bakıldığında Thorne, çocukların yetişkinlere bağımlılığını meşrulaştıran, onlara özgü bir “çocuk doğası”nın var olup
olmadığı sorusunu sorar; fakat çocukların tanımlanması toplumsal bir
kurgu olduğundan ve zaman içinde değiştiğinden, basite indirgenmiş
“çocuk gibi” kavramının ciddi olarak sorgulanması gerektiğini savunur
(Thorne, 1987: 95).
Kadınların bağımlılığına karşı çıkış, aile hiyerarşisinin ve bununla
ilişkili baskı örüntülerinin sorgulanmasına yol açmışsa da çocukların
bağımlılığı üzerine yeniden düşünmek için yeterli bir etkisi olmamıştır.
Bu durumu çocukluğun geçici bir kategori olmasıyla açıklayabiliriz. Çocukluk tanım olarak bir geçiş dönemi olduğu gibi geçici bir dönemdir de.
Çocuklar yetişkin olur; güç ilişkileri açısından söylersek, güçsüz olandan güçlü olan konumuna geçerler (Woodhead, 2009: 30). Ayrıca çocukluğun bu geçiciliği ama bir yandan da hepimiz için son derece bilindik
oluşu, bir diğer yandan da çocuğun kendisinin göz ardı edilebilirliği,
158