YAŞ AYRIMCILIĞI
çoğu zaman bu dönemin ve/veya toplumsal kategorinin üzerinde fazla
kafa yorulmamasına neden olmaktadır.
Çocuğun yaşı nedeniyle dışlandığı bir diğer alan da politik alandır.
Çocuğun masumiyetine dair egemen görüş, onların politik alanın dışında olduğunu kabul eder. Çocukları bu alandan uzak tutarak yetişkin
dünyasının kaba ve acımasız gerçeklerinden koruduğumuzu düşünürüz.
Oysa politik alandan uzak tutulan çocuklar ciddi bir dışlanmayla karşı
karşıyadır. Çocukların politik hakları üzerine yazan Franklin’e göre bu
durum “hiçbir bireyin ya da grubun yapılmasına katılmadığı yasalara
tabi olamayacağını söyleyen demokratik ilkenin ihlalinin açık bir örneğini sunar” (Franklin, 1993: 37). Üstelik bu ihlal, özellikle eğitim, aile,
çevre ya da nükleer silahların geliştirilmesi ve kullanılması gibi daha
çok çocukları ilgilendiren alanlardaki politik düzenlemeler söz konusu
olduğunda daha da ciddi bir hal alır.
Bu iki örnek, en gözümüzün önünde, en alışık olduğumuz ve hatta büyük ölçüde kabul ettiğimiz iki temel alanda çocukların yaşları dolayısıyla
uğradıkları ayrımcılık ve dışlanmayı farklı açıdan görmemize olanak sağlayacaktır. Aslında bu örnekler hemen hiçbir ülkede çocukların yaşı ve statüsü ayrımcılık nedeni veya gerekçesi olarak kabul görmediğini gösterir.
Bu çerçevede çocuklara yönelik ayrımcılığın hangi koşullarda ortaya çıktığını şu şekilde toparlayabiliriz:
1- Yetişkinlerde normal görülen veya hoşgörülen kimi davranışlardan
çocukların uzak durması için tedbirler alınmakta ya da bu tür davranışlar cezalandırılmaktadır. Örneğin, bir yetişkinin evden ya da okuldan (işten) ayrılması konusunda bir kısıtlama olmamasına rağmen
çocuklar bu tür davranışları nedeniyle cezalandırılabilir. Bir derneğe
üye olma, dava açma vb. hakları kullanma imkânları yoktur ya da
ancak ebeveynlerinin rızasıyla bu haklarından yararlanabilirler.
2- Gerçek ya da varsayılan özel gereksinimlerinin korunmasına yönelik
kimi önlemler, faaliyet alanının sınırlılığı ya da toplumsal yaşamın
belirli etkinliklerinden ya da alanlarından dışlanmasıyla çocukları
daha dezavantajlı bir duruma sürükler.
3- Çocuklar haklara, mallara, kurumlara, hizmetlere yetişkinlere göre
daha az erişim olanağına sahiptir.
159