II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
Tabii mesele bundan ibaret değildir, çünkü insanlar kendilerine yaşlı
dediklerinde veya yaşlı kimlikleriyle konuşmaya başladıklarında yaşlılığa
başka anlamlar da yükler. Örneğin, yaşlı sporcular çok dikkatimizi çeker.
Bir futbolcuya yaşlı demek için 35 yaş yeterli bir sınırdır; 35-36 yaşını geçtikten sonra artık onun yaşlandığını söyler spikerler. Öte taraftan Türkiye’deki insanlar 18 yaşına geldiklerinde oy vermek için yeterince yaşlıdır
aslında. Dolayısıyla yaşlılık meselesi hem yasal olarak değişen sınırlara
sahiptir hem de kültürel olarak değişen sınırları vardır, ama en temel haliyle yaşlılık, yaşlanma ve yaşlılar, yaşlanma meselesinde çok uğraştığımız
kavramların başında gelir. Bana da zaman zaman niye yaşlıları ya da yaşlılık konusu üzerine çalıştığım sorulur. Ben yaşlanma konusunu çalışan
bir araştırmacıyım, bir bilim insanıyım. Yaşlıları çalışmak ile yaşlanma çalışmak arasında ya da yaşlılık çalışmak ile yaşlanma çalışmak arasında ne
fark olduğu sorusu akla gelir. Öncelikle alanda önemli sorunlardan birinin,
yaşlı insanlar çalışıldığı zaman araştırmacının elde ettiği bulguyu o anlık
yaşa yani tespit ettiği andaki yaşa bağlamasıdır; dolayısıyla bir sorun tespit edildiğinde insanların yaşından dolayı bu sorunu yaşadığı düşünmeye
başlanır. Yaşlılar üzerine çalışanların genel olarak yaptığı hatalardan biri,
70 yaşında dul ve okuma yazma bilmeyen yaşlı bir kadınla karşılaştıklarında o tespitin, o bulgunun o ana özgü olduğunu düşünmeleridir. Ancak
unutmayalım ki o yaşlı kadın bütün ömrünü okuma yazma bilmemenin
dezavantajlarıyla geçirmiş ve okuryazar olmama, o yaşına gelinceye kadar kimliğinin önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Dolayısıyla yaşlılık
veya yaşlıları çalışanlarda özellikle yaşam seyri perspektifinin çok ihmal
edildiğini görüyorum. Bu nedenle yaşlanma çalışmanın daha kapsayıcı
olduğunu ve insanların yaşam döngüsü içerisinde bu analizleri yapmanın
bizim çalışmalarımızı daha da zenginleştireceğini düşünüyorum.
İkinci bir sorun, bu kavramlarla çalışırken özellikle sorun odaklı
davranılmasıdır. Sadece sorunlardan söz etmek veya sadece sorun odaklı çalışmak, meseleyi yaşa indirgeyerek, sorunları yaşa bağlayarak kategorik olarak yaşlarından dolayı insanların bir şey yapamadıklarını
söylemek aslında özneleri kurbanlaştırmak anlamına gelir; dolayısıyla
araştırmalardaki en önemli sorunlardan birisi de karşımızdaki insanları
kurban haline dönüştürmektir. Bunun bu alanda çalışanlar için ikinci
riskli sorun olduğunu düşünüyorum.
164