TÜRKIYE’DE ENGELLILERIN ADALETE ERIŞIMI
Böyle bir perspektiften bakınca yaşlanmayı insan hakları bağlamında çalışmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Yaşlanma meselesi
aynı zamanda bir insan hakları meselesidir, bir hak meselesidir; dolayısıyla konuya bu bağlamda bakmak çok değerli ve çok zenginleştirici olacaktır. Türkiye’nin yaşlanma dinamiklerine ilişkin elimizdeki istatistiklere göre, yukarıda belirttiğim tanımlardan yola çıkarsak bugün Türkiye
nüfusunun yaklaşık %10’u yaşlılardan oluşmaktadır. Bu da Türkiye’nin
artık yaşlı bir toplum olmaktan çıktığı, “çok yaşlı” bir toplum olmaya
doğru evrildiği anlamına gelir. Özellikle nüfus çalışanlar yakından takip
eder: Yaşlı nüfusu %4 ile %7 arasında olan toplumlar “genç toplumlar”,
%7 ile %10 arasında olan toplumlar ise “yaşlı toplumlar” olarak adlandırılır. Türkiye %10’la bu sınırın üstünde olduğundan, özellikle birkaç
yıl sonra yaşlı bir toplum olmaktan çıkıp çok yaşlı bir toplum olacağını
öngörüyoruz.
Böyle bir nüfusun özellikle homojen olmadığını, çok çeşitli bir nüfustan söz ettiğimizi, yani yaşlı dediğimizde birbirine benzeyen insanları
değil tam tersine çok ayrışan, birbirinden farklılaşan bir nüfus yapısını
kastettiğimizi belirtmek gerekir. Örneğin, resmi rakamlara göre, Türkiye’deki her beş yaşlıdan birisi okur yazar değildir; bu çok çarpıcı rakamlardan birisidir. Her beş yaşlı kadından üçü okuma yazma bilmemektedir; yani toplumsal cinsiyet söz konusu olduğunda kadınların daha
incinebilir bir kesimi oluşturduğunu izliyoruz. Öte taraftan her beş yaşlıdan birisi tıbbi bakıma ihtiyaç duymakta ve yaşlıların %16’sı yoksulluk
riski altında yaşamaktadır. Türkiye’de iki yaş grubu vardır ki yoksulluktan en çok etkilenirler; bunlardan birisi çocuklardır. Çocukların %25’i,
yaşlıların ise %16’sı yoksulluk riski altında yaşamaktadır.
Peki yaşlanma, özellikle de toplumsal yaşlanma bir sorun mudur?
Bazı sorunlu tarafları paylaştım ama toplumsal yaşlanmanın bir sorun
olmadığını söylemek gerekir. Eğer toplumsal yaşlanma bir sorun olsaydı, kategorik olarak yaşlıları da sorumlu insanlar olarak kabul etmemiz
gerekirdi; oysa öyle değildir. Bugün dünyadaki yaşlanmış toplumlara
baktığımızda tamamının refah toplumları olduğunu ve hatta rafine teknolojilerin çok yoğun kullanıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kategorik
olarak, toplumsal yaşlanmayı sorun şeklinde tarif etmemek gerekir. Peki
Türkiye için sorun nedir? Ben bir müddettir Türkiye’nin zenginleşeme165