II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI rumludur. Türkiye’deki bazı grupların ait oldukları grup nedeniyle eşit haklara sahip olmaması durumunda, ayrım gözetmeksizin eşit haklardan yararlanacak şekilde toplumun yeniden düzenlenmesini garantilemek Türkiye devletinin sorumluluğu ve hatta yükümlülüğüdür. Bu, Madde 1.1’de IAOKİS’te ifade edilen ve “Bu sözleşmede ‘ırk ayrımcılığı’ terimi siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel veya diğer kamusal yaşam alanlarında insan haklarının ve temel özgürlüklerin eşit bir şekilde tanınmasını, hakkın kullanılmasını veya uygulanmasını geçersiz kılma veya bozma amacına veya etkisine sahip, ırk, renk, köken veya ulusal veya etnik kökene dayalı herhangi bir ayrım, dışlama, kısıtlama veya imtiyaz anlamına gelecektir. Dolayısıyla toplumun herhangi bir alanında gruplar arasında hakların eşit olmayan bir şekilde kullanılması durumunda, bunu ele almak ve bu durumun değişmesini sağlamak devletin sorumluluğundadır. Bunu desteklemek için IAOKİS özel önlemler kavramını içerir. Buna göre, toplumda haklara eşit erişime sahip olmayan belirli ırksal, etnik, dini gruplar varsa, o zaman devletin haklardan eşit yararlanmalarını korumak ve teşvik etmek için bu gruba özel önlemler alması gerekir. Söz konusu önlemler, haklardan eşit yararlanmayı teşvik etmeye veya haklardan eşit yararlanılmamasını telafi etmeye yöneliktir. Bu, örneğin, Türkiye için yerel ayrımcılıkla mücadele hukukundan çok daha kapsamlıdır. Yine de ırkçılığa karşı evrensel insan hakları hukukunda bazı sınırlamalar vardır. Bu sınırlamalardan biri, devletler arası ırkçılıkla ilgilidir. Birleşmiş Milletler’in anayasası olan BM Anlaşması, Birleşmiş Milletler sistemindeki tüm devletlerin egemen eşitliğe ve kendi kaderini tayin hakkına sahip olması gerektiğini söyler. Temelde tüm devletler eşit olmalıdır, ama dünyaya hatta BM’ye ve nasıl yapılandırıldığına veya Dünya Bankası, IMF ya da Dünya Ticaret Örgütü gibi diğer uluslararası küresel yönetişim kurumlarına baktığınızda durum gerçekten böyle midir? BM Genel Sekreteri António Guterres hatırladığım kadarıyla bu yıl 10 Temmuz’da yıllık Nelson Mandela konferansı düzenlemişti. Bu konferansta sömürgeciliğin, en azından Kristof Kolomb'un1492'de yeni dünyaya ayak basmasıyla başlayan Avrupa sömürgeciliğinin yüzyıllardır devam ettiğini ve bu oturumda şunları ifade etti: "Sömürgecilik, cinsiyetin yanında dünyamızdaki temel, tarihsel eşitsizlik kaynağıdır. Ülkeler içinde ve arasında büyük eşitsizlikler yarattığı halde ve sömürgecilikten 32

Hedef paragraf seç3