II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI lerinde İzmir’den Diyarbakır’a, Eskişehir’den Antalya’ya kadar LGBT örgütlenmeleri, oluşumları kurulmaya başladı. Özellikle de 2013 Gezi isyanından sonra söz konusu örgütlenme ve oluşumların sayısında bir artış yaşandı. Tam da bu noktada da Gezi’nin LGBTİ+’ların kamusal görünürlüğü açısından niteliksel ve niceliksel bir kırılmaya, bir büyümeye tekabül ettiğini söylemek mümkündür. Daha önceki dönemlerde LGBTİ+ hareketini pek de önemsemeyen muhalif politik aktörlerin, devrimci ve sosyalist yapıların, CHP ve HDP gibi parlamentoda temsil edilen kitlesel siyasal partilerin LGBTİ+’ların farkına vardığı bir kırılma anıydı Gezi; fakat maalesef bu süreç, 2015’te Kürt sorununda müzakere ve çözüm sürecinin sona erdirilmesiyle başlayan, 15 Temmuz darbe girişimi neticesinde ilan edilen OHAL ile devam eden süreçte sönümlenmeye yüz tuttu. Bugün yerellerde oluşan LGBTİ+ örgütlenmelerinin hareket alanlarının daraltıldığı, yerellerde oluşan LGBTİ+ oluşum ve inisiyatiflerinin dağıldığı ve genel olarak LGBTİ+ örgütlenmelerinin kendi içine kapandığı bir dönemi yaşıyoruz. Nitekim OHAL 2018’de hukuken kaldırılmıştır ama LGBTİ+ örgütleri için fiili yasaklar devam etmektedir, başta kamuya açık alanlarda etkinlikler yapmamız hâlâ yasaktır. Bu süreçte LGBTİ+ hareketinin adeta şeytanlaştırıldığını söyleyebiliriz. Burada bir parantez açmak istiyorum. LGBTİ+’lar, milliyetçi-muhafazakâr sağ ideoloji tarafından sıklıkla “düşman öteki” olarak kodlanır. Türkiye de bundan azade değildir elbette. Son yıllarda LGBTİ+’ların Türkiye’de milliyetçi-muhafazakâr-İslamcı cenah tarafından nasıl algılandığını muhafazakâr düşüncenin kurucu figürlerinden Edmund Burke’ün kullandığı bir metafora dayanarak açıklamaya çalışacağım. Edmund Burke, İngiltere Parlamentosu’nda yaptığı doğal (1) toplumsal düzene karşı çıkanları eleştirdiği bir konuşmasında şunları söyler: “Sürüler halinde akılsızca dolaşan şu ufak böcekler ve sürüngenler bizde ancak tiksinti duygusu uyandırır. Ancak bu böcekler doğal boyutlarının üzerine çıkarsa, sahip oldukları zehri korurken hem sayılarını hem de büyüklüklerini artırırlarsa bu kez en büyük korkularımızın nesnesi olurlar. Doğal boyutlarında bir örümcek, çirkin ve iğrenç bir zavallı örümcektir yalnızca. Onun dayanıksız ağı ancak sinek yakalamaya yarar. Ama, Allah korusun, bir de bu örümceği bir manda kadar büyük bir 176

Hedef paragraf seç3