AYRIMCILIK KARŞITI AKTIVIZM
halde ve bizi yakalayacak ipleri etrafa saçarken hayal edin…”3
Şimdi Burke’ün bu metaforunu muhafazakâr-milliyetçi sağın LGBTİ+’lara bakışı açısına uyarlarsak, LGBTİ+’lar daha önceleri üzerinde
durmaya gerek bile görülmeyecek ama her daim tetikte olunması gereken ve tiksinti uyandıracak varlıklarken kamusal görünürlüklerinin artması ve LGBTİ+ Hareketi’nin büyümesiyle beraber mücadele edilmesi
ve ezilmesi gereken düşman öteki kategorisine yerleştirilmiştir. Türkiye’de bunun çeşitli örneklerini son yıllarda milliyetçi-muhafazakâr siyasetçilerin, kanaat önderlerinin, köşe yazarlarının söylemlerinde giderek
artan biçimde açıkça görüyoruz. İçişleri Bakanı’nın ve Diyanet İşleri
Başkanı’nın açıklamalarında görüyoruz. 2000’li yıllar boyunca AKP’nin
askeri-bürokratik vesayeti bitirme ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi adına en azından daha liberal politikalar izlemeye çalıştığı, kendi
deyimiyle “muhafazakâr-demokrat” bir görünüm vermeye çalıştığı dönemlerde LGBTİ+’lar açısından dolaylı da olsa kimi olumlu gelişmeler
yaşanmıştı. Kaos GL ve Lambda İstanbul o dönem dernekleşti; Lambda İstanbul’a açılan kapatma davası reddedildi, geniş katılımlı LGBTİ+
onur yürüyüşlerinin yapılmasına izin verildi. Ama hepimiz AKP’nin
ülke içerisinde giriştiği iktidar mücadelesinde konumunu tahkim etmek
adına demokrasi ve özgürlük savunusunun araçsallaştırılmış, içi boş
söylemlerden ibaret olduğuna tanık olduk. Bu doğrultuda LGBTİ+’lar
üzerindeki baskılar yoğunluk kazanmaya, LGBTİ+’ları lanetli ve sapkın
iç düşmanlar olarak ilan eden söylemler yaygınlaşmaya başladı. Öylesine büyük bir düşman ki, iktidarın terör örgütü olarak adlandırdığı gruplarla eş düzeyde tehlike olarak görülen bir kategori artık.
LGBTİ+ hareketinde belirginleşen iki çizginin var olduğunu ama
Türkiye’de durumun tam da böyle olmadığını söylemiştim. Türkiye’de
LGBTİ+ hareketi bir yandan anayasada ve yasalarda cinsel yönelim ve
cinsel ayrımcılığının yer alması, yasal mevzuat içerisinde LGBTİ+’lara
yönelik ayrımcı olarak yorumlanabilecek hükümlerinin temizlenmesi,
nefret suçları ve nefret söylemiyle ilgili düzenlemelerin netliğe kavuşturulması, sivil birliktelik, evlilik, miras gibi hakların tanınması, tüm
kurum ve kuruluşlar önünde ayrımcılığa uğramama, hizmetlere eşit eri3 Aktaran: Doğancan Özsel, “Muhafazakârlık ve Eşcinsellik: Hastalıkta ve Sağlıkta…”, https://kaosgl.org/gokkusagi-forumu-kose-yazisi/muhafazakrlik-ve-escinsellik-hastalikta-ve-saglikta
177