ULUSLARARASI ENGELLİ HAKLARI KONFERANSI - ENGELLİLERİN ADALETE ERİŞİMİ
zihinlerde bir soru işareti yaratıyor; paternalist bir hukuk anlayışı ve paternalist bir aile çemberinde sıkışıp kalması yüksek bir olasılık. Bunlar
özellikle gözetilmesi gereken durumlar.
“Adalete Erişim” genel başlığından yola çıkarak Türkiye özelinde
bir değerlendirme yapacak olursak, 13. maddenin gerekleri ve uygulamasına olanak sağlayacak bir algı zemininin yokluğundan söz etmek
yanlış olmayacak. Şüphesiz bu, insan haklarına ilişkin genel bir kültürün eksikliğinden de bağımsız düşünülemeyecek bir konu. Bu tutum,
AİHM’e konu olmuş davalardan birinde somutlaşmış görünüyor. Bu bakımdan Şahin davasında17 yer alan dikkat çekici bir ifadeyle bitirelim.
Davada, geçirdiği bir kaza sonrası üniversite eğitimine devam edebilmek
için okuluna makul uyumlaştırma talebinde bulunan davacının talebi
ekonomik durum ve süre gerekçeleriyle üniversite yönetimi tarafından
geri çevriliyor. Üniversite yönetimi yerel idare mahkemesinde tarafına
açılan davada, kendi savunmasında başvurucuyu yargı yolunu seçmiş
olduğu için eleştirip kötü niyetli olmakla suçluyor. Buradaki “kötü niyet” gerekçesi ise, üniversite yönetiminin başvurucuya yardım etmeyi
teklif etmiş olmasına rağmen (Bu yardım fiziksel koşulun değiştirilmesi şeklinde değil, ancak başvuranın bir başka kişi tarafından taşınmak
suretiyle merdivenlerden çıkarılıp indirilmesi şeklindedir) kişinin yargı
yolunu seçmiş olması, sunulan bu iyilik teklifiyle yetinmeyişi.
Sonuç olarak aslında sadece iki fıkradan oluşan adalet erişim maddesinin ardında çok daha büyük bir sosyokültürel değişime duyulan ihtiyacı görebiliyoruz. Öte yandan unutmamamız gereken, bu algı değişiminin yaratılması görevi ve yükümlülüğünün de bizzat imzacı devletler
üzerinde olduğu. Özetle, adalete ulaşmayı salt hukuka ulaşmak olarak
kısıtlayacak olduğumuzda dahi, farklı engel gruplarını farklı toplumsal
ve fiziki bariyerlerin beklediğini, bu mücadelede bu kişilerden yolunu
mahkemeye, polise ya da savcıya ulaştırabilmeyi başaranların ise karşısına –şayet iletişim bariyerini de aşabilirlerse– bu kez de toplumsal,
psikoloji ve sosyolojiyle beslenen ve ne yazık ki bizzat hukuk destekli
engellerin çıktığını söylemek mümkün.
17
96
Enver Şahin / Türkiye 23065/12.