BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
SONUÇ ve TESPİTLER
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu, Suriye’de yaşanan iç savaş ve beraberinde ortaya çıkan göç sorunu ile ilgili olarak AB ve Türkiye arasında süren siyasi
pazarlıkların bir sonucu olarak 6 Nisan 2016 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Kanunun kabul edilme süreci içerisinde muhalefet parti temsilcilerinin TBMM içerisinde,
ayrımcılıkla mücadele alanında çalışan STÖ’lerin ise çeşitli medya kanalları üzerinden
dile getirdikleri eleştiri ve eksiklikler ile geçmiş deneyimler dikkate alınmamıştır. Kanun olabildiğince hızlı bir şekilde TBMM’de kabul edilmiş ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir.
TİHEK Kanunu ile Türkiye’de ilk defa bazı ayrımcılık biçimleri kanun düzeyinde
tanımlanmıştır. Ancak md. 2(1)’de bu tanımların yalnızca TİHEK Kanunu’nun uygulanması ile sınırlı tanımlanmış olduğu belirtilmektedir. Bu tür bir sınırlamaya rağmen ayrımcılık yasağı ile ilgili açılmış olan davalarda veya idari başvurularda ilgili makamların
bu tanımları kullanması mümkün gözükmektedir. Nitekim Yargıtay verdiği iki kararda
TİHEK Kanunu’ndaki cinsel taciz tanımından yararlanmıştır.125 Tanımlar arasında yer
alan işyerinde yıldırma (mobbing), taciz, çoklu ayrımcılık, ayrı tutma, ayrımcılık talimatı, varsayılan temele dayalı ayrımcılık ve mağdurlaştırma kavramlarının kanunlar düzeyinde tanınmış olması özellikle önem taşımaktadır. Kanunda yer verilen ayrımcılığın
farklı biçimlerine dair tanımların yargı organları ve idare tarafından içselleştirilmesi ve
kullanılması ile Kanunun etkisinin Kurumun uygulamasının dışına çıkmasını sağlayabilecektir.
TİHEK Kanunu md. 3(3) ile ayrımcılık yasağının ihlali halinde, konuya ilişkin görev
ve yetkisi bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ihlalin sona erdirilmesi, sonuçlarının giderilmesi, tekrarlanmasının önlenmesi, adli ve idari yoldan takibinin sağlanması amacıyla gerekli tedbirleri almakla;
md.3(4) ile de ayrımcılık yasağı bakımından sorumluluk altında olan gerçek ve özel
hukuk tüzel kişileri, yetki alanları içerisinde bulunan konular bakımından ayrımcılığın
tespiti, ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması için gerekli tedbirleri almakla yükümlü tutulmuştur.
Ayrımcılığın konu bakımından kapsamından ise ayrımcılık temelleri gibi sınırlı bir
yaklaşım değil açık uçlu bir yaklaşım benimsenmiştir. TİHEK Kanunu md. 5 ve md.
6’ya göre eğitim ve öğretim, sağlık, barınma, istihdam, serbest meslek, örgütlenme özgürlüğü, yargı, kolluk, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal
yardım, spor, konaklama, kültür, turizm ve benzeri alanlar ve hizmetlerde ayrımcılık
yasaklanmıştır.
Kanunda yer alan bu olumlu örneklere rağmen Kurum ile ilgili hükümlerin ayrımcılık yasağına dair genel nitelikli düzenlemelerin aksine oldukça sorunlu olduğu
görülmektedir. Yukarıda yapılan incelemede ulaşılan sonuçlar raporda kullanılan bölümlendirme esas alınarak aşağıda belirtilmiştir. Aşağıda görüleceği üzere uluslararası
standartlara uyum ve ayrımcılığın önlenmesi ve ortadan kaldırılmasında daha etkili bir
kurumsal yapı için hem mevzuatta hem de uygulamada kapsamlı değişikliğe gidilmesi
gerekmektedir.
125 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2875 K. 2018/1142, 30.05.2018; E. 2015/3171 K. 2018/1143, 30.05.2018.
49