CDL-AD(2019)017rev - 78 - 218. Toplu gözaltılar veya tutuklamalardan kaçınılmalıdır. Kolluk görevlileri, ilke olarak, uluslararası insan hakları hukuku415 uyarınca keyfi olduğu düşünülen ve masumiyet karinesine aykırı olan toplu gözaltılardan kaçınmalıdır.416 Masum kişilerin ve kanunu ihlal ettiğine inanılan kişilerin eşzamanlı olarak gözaltına alınmasından kaynaklanan kitlesel özgürlükten yoksun bırakma uygulaması, kolluk kuvvetleri suçluların bireysel olarak tutuklanmasını sağlayacak yeterli kaynağa sahip olmadığından yapılmamalıdır. Yeterli kaynak temini, devletlerin barışçıl toplanma özgürlüğünü (bkz. yukarıdaki paragraf 75) ve keyfi olarak özgürlükten mahrum bırakılmama hakkını korumak konusunda üstlendikleri pozitif yükümlülüğün bir parçasını oluşturur. 219. Toplantı katılımcılarının durdurulması, aranması, gözaltına alınması veya tutuklanması konularında açık ve erişilebilir protokoller oluşturulmalıdır. Devletlerin toplantılar sırasında katılımcıların yasal olarak durdurulması ve aranması veya gözaltına alınması/ tutuklanması konularında açık ve ileriye dönük protokoller oluşturması büyük önem taşımaktadır. Bu tür protokollerin açık bir hukuki temeli olmalıdır (bkz. paragraf 90 ve devamı. 'Kanunilik ilkesi'). Toplantılara katılan kişiler, makul olmayan aramalara ve el koymalara maruz kalmamalıdır.417 Devlet protokolleri, arama ve el koymayı içeren tedbirlerin ne zaman yasal ve uygun olduğu, bunların nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği ve gözaltına alındıktan sonra kişilere ne olması gerektiği konusunda rehberlik etmelidir. Prensip olarak, bir kolluk araması, ancak (bu tür tedbirleri, örneğin, yalnızca bir suçun geçerli nedeni veya makul şüphesinin olması durumunda şart koşması gereken) kanunlarla öngörülmüşse, gerekli ve orantılı olması ve insan onuruna saygı duyması halinde haklı gösterilebilir.418 Şüpheli olan ancak suçtan hüküm giymemiş tutukluların parmak izlerinin, hücre örneklerinin ve DNA profillerinin saklanması kanunla kesinlikle sınırlandırılmalıdır.419 Dahası bireyler, kendileriyle aynı cinsiyetten olan, eğitimli kolluk görevlileri tarafından aranmalıdır. Bu da kolluk birimlerinin yapısında mümkün mertebe toplumsal cinsiyet dengesi sağlanmasını gerektirir.420 Durdurma, arama ve gözaltı protokolleri de etnik fişlemeyi açıkça tanımlamalı ve yasaklamalıdır. Kimlik kontrolleri, yalnızca başkalarının haklarını ve özgürlüklerini korumak için gerekliyse, örneğin, kontrol edilen kişilerin şiddete veya başka bir şekilde suç davranışlarına karışabileceğine dair makul şüphe varsa ya da uluslararası belgelerde yer alan diğer sınırlama gerekçelerine dayanılıyorsa haklı görülmelidir. Aksi takdirde, bu tür kontrollerin toplantılara katılım üzerinde caydırıcı bir etkisi olabilir. Kolluk tarafından yetkinin kötüye kullanılması, 'ırk temelli' veya diğer tür ayrımcılık ya da 'ırk' saikli görevi kötüye kullanma iddiaları etkili bir şekilde soruşturulmalı ve failler yeterli seviyede cezalandırılmalıdır.421 Uluslararası Af Örgütü, Adil yargılama kılavuzu, 2. baskı, s. 34. Ayrıca bkz İHK Sonuç Gözlemleri: Kanada, BM Dok. CCPR/C/CAN/CO/5 (2005), paragraf 20. 416 İHK Sonuç Gözlemleri: Burkina Faso, BM Dok. CCPR/C/BFA/CO/1 (2016), paragraf 37: “kamu otoyolundaki gösteriler sırasında gerçekleştirilen vandalizm eylemlerinin cezalandırılmasının Sözleşmeye ve özellikle de masumiyet karinesi ile cezanın şahsiliği ilkesine uygun olmadığı endişesi mevcuttur, zira suçun failinin kimliğinin tespit edilip edilmediğine bakılmaksızın, bir grubun her üyesinin cezai olarak sorumlu tutulmasına izin verir." 417 Örneğin bkz. Terry / Ohio, 392 US 1 (1968) (Kısa bir sorgulama için bir yayanın sokakta kısa bir süre alıkonulmasının bile makul olmayan arama ve el koymalara karşı anayasal güvenceyi devreye soktuğunu belirtmiştir). 418 AİHM, genel olarak (i) arama önlemlerinin gerekli ve meşru amaçla orantılı olup olmadığını, (ii) etkin bir gözetim mekanizması olup olmadığını, (iii) bu tür aramaları yapma yetkisinin, etkin yargı denetimine ve tazminat davalarına tabi olup olmadığını, (iv) söz konusu arama yetkilerine yönelik zamansal ve coğrafi kısıtlamalar bulunup bulunmadığını, (v) durdurma ve arama önlemlerini yerine getirme usullerinin açıkça belirtilip belirtilmediğini ve (vi) kişileri durdurma ve arama kararında herhangi bir uyarı (örneğin, makul şüpheyi ortaya koyma gerekliliği) bulunup bulunmadığını analiz eder (Örneğin bkz. Gillan ve Quinton / Birleşik Krallık (2010), a.g.e., not 172, paragraf 80-83 ve 86. İnsan onuru ile ilgili olarak bkz. Selmouni / Fransa, Başvuru No. 25803/94, 28 Temmuz 1999, paragraf 99: “[h]er halükarda Mahkeme, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kişi bakımından, o kişinin kendi davranışları fiziksel güce başvurulmasını kesinlikle gerektirmiyorsa fiziksel güç kullanımının insan onurunu zayıflattığını ve ilke olarak Madde 3'te belirtilen hakkın ihlali anlamına geldiğini yineler.” 419 Bkz. S. ve Marper / Birleşik Krallık (2008), Başvuru No. 30562/04 ve 30566/04), 4 Aralık 2008. Bu kararda bu tür verilerin saklanmasına dair yetkilerin genel ve ayrım gözetmeyen doğası, Mahkemenin özel hayat ve aile hayatı hakkının ihlal edildiğine karar vermesine neden olmuştur. 420 BM Kadın Mahpuslara Dair Tutumlar ve Kadın Failler İçin Hapis Dışı Tedbirlere Dair Kurallar ("Bangkok Kuralları"), 22 Temmuz 2010, Kural 19. 421 Bkz. Avrupa Konseyi Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI), kolluk uygulamalarında ırkçılık ve ırk ayrımcılığına karşı mücadeleye ilişkin Genel Politika Tavsiyesi No. 11, 29 Haziran 2007, paragraf 1 ve 9; ayrıca bkz. AGİT, “Police and Roma and Sinti: Good Practices in Building Trust and Understanding” (Polis, Romanlar ve Sinti: Güven ve Anlayışı Tesis Etmede İyi Uygulamalar) (2010), s.10 ve 58. 415

Select target paragraph3