Toplumsal Eşitsizlikler ve Ayrımcılık Sonuç Başkalarını tanımlarken masum görünen ya da görünmeyen birçok ifade, kalıp yargı içerir damgalayıcı ve dışlayıcı hatta suçlayıcıdır. “Çalgıcı Çingeneler”, “kavgacı Kürtler”, “rahat kadınlar”, “pis kokan yoksullar”, “para sever Yahudiler” vd. Bu tanımlar, kendi gibi olmadığını düşündüğü insanlar ve gruplar hakkında gerçekliği sorgulanmadan üretilmiş kalıcı ve bulaşıcı kalıp yargıların dil üzerinden dışavurulmasıdır. Ayrımcılığın gündelik hayatın içinde yeniden üretilmesine ve yaygınlaşmasına neden olan önyargılar ve kalıp yargılar (streotipler), toplumsal gerçekliğe dair üretilen herhangi bir bilimsel bilgiyi ya da deneyim bilgisini içermeyen düşünce kal��plarıdır. Varlıkları için herhangi bir bilimsel dayanak ya da tutarlı bir bilgi kaynağına ihtiyaç duymazlar. Öznel ya da psikolojik arka planları olduğu gibi çoğunlukla gelenekler, kültürel ya da dinsel inanış ve davranış formları ile dönemin egemen ve ideolojik söylemlerinden beslenirler. Bu yargıların ortaya çıkardığı bireysel ya da ortak tutumlar kendilerini ulusal bütünlük, milli güvenlik, ekonomik krizler gibi farklı rasyonelleştirmelerle açıklamaya çalışırlar. Her tür ayrımcılık öyküsünde medya, eğitim, gelenek, dedikodu aracılığıyla inşa edilen ve yayılan kalıp yargılar o kadar etkilidir ki toplumsal tecritleri keskinleştirir ve karşılaşmaları tedirgin ve tehditkâr kılar. Bunlar evrensel niteliktedir, tüm kapitalist modern toplumlarda farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Örneğin, AKP iktidarı döneminde sosyal yardımların politik bir tasarruf aracına dönüştürülmesi, arkasındaki gerçekliğe bakılmaksızın sosyal bir hak olan yardımları alan herkesi potansiyel AKP seçmeni, onursuz, hazır yiyen olarak damgalamıştır. Doğu’da olup biten her sorun ve çatışmanın “ayrılıkçı”, “terörist” Kürtlerden kaynaklandığı ya da Batı’da linç vakalarının öznesi olan Kürt ve Çingenelerin, mahallelerin geleneksel dokularına aykırı davranmalarından kaynaklandığı söylemlerinin üretilmesi gibi. Ayrımcılığın, kapitalist dünya tarihinin içinde yeniden ve yeniden üretilerek karşımıza çıkan farklı türleri, sermaye birikiminin ihtiyaçları açısından bir işleve sahiptir. Her biri yeni bir eşitsizlik biçimi üreten bu türler toplumsal sınıf konumlarımızla da doğrudan ya da dolaylı birbirini belirleyen ilişkiler üretir. Bütün ayrımcılıklar birbirlerini besler ve belirler, zaman zaman yer değiştirir ya da birbirlerinin yerini ikame edilirler. Özel137

Select target paragraph3