Venedik Komisyonunun Ayrımcılıkla Mücadele Yaklaşımı
Dolayısıyla Türkiye hakkında verilen kararların hiçbirisinin altında
benim imzam yok, resmi bir katkım da yok. Statü gereği bu mümkün
değil. Ama Polonya ile ilgili verilen kararlar ya da Macaristan ile ilgili
raporlarda tabii ki benim değerlendirmelerim ve katkım oldu. Popülizm
tehlikesinin baş gösterdiği bu ülkelerde hukukun üstünlüğü, demokrasi
ve insan hakları konusundaki standartları ele alarak değerlendirmelerde
bulunduk.
Venedik Komisyonu, istişari bir danışma organı demiştik. 1990 yılından beri çalışıyor. Duvarın yıkılmasının ardından yükselen demokrasi dalgasının üzerine, o dalganın üzerinde ilerleyen bir protagonist gibi
çalışan, hatta kendi ifadesi ile demokrasi, insan hakları, demokratik kurumlar veya seçimler konusunda nerede bir yangın varsa itfaiye erleri
gibi Avrupa Konseyi’nin her bir bölgesine gitme çabası olan bir Venedik Komisyonu. Son dönemlerde bütün Avrupa’da yükselen popülizm
nedeniyle nasıl sıkıntılar yaşıyorsak, Venedik Komisyonu’nda da bunun yansımalarını görmemiz mümkün. Bu olumsuz tespitin altını çizelim. Komisyon, Avrupa Konseyi’nin bir organı, ama üyeleri sadece Avrupa Konseyi üyeleri değil. Komisyon, Avrupa Konseyi dışından da üye
kabul edebiliyor. Çünkü önemli olan demokrasiyi yaygınlaştırmaksa
eğer, bunu sadece Avrupa Konseyi nezdinde, bünyesinde tutmak doğru
değil. Sadece ulusal demokrasilerle sınırlı kalamayız. Günümüzün temel problemleri hâlâ demokrasiyi ulusal demokrasilerle sınırlı tutmamızdan da kaynaklanıyor. Demokrasinin küreselleşmediği, uluslararası
ilişkilerin de çözüm mecrası haline gelemediği bir vasatta günümüzün
can yakıcı uluslararası problemlerini çözebilme imkânı çok fazla yok.
Bir ülke kendi içinde demokratik, insan hakları ve özgürleri konusunda
çok ileri standartlar yakalamış olsa dahi, dünyanın başka bir yerinde
insan hakları ihlallerine, kimi zaman katliamlara doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olduğu bilinmektedir. Savaşlara veya ayrımcı politikaların yürütülmesine neden olabilmektedir. Bu, ulusal demokrasilerin
ikiyüzlü haliyle ilişkilidir. Kendi içinde demokratik yöntemlerle inşa
ettiği demokratik irade, uluslararası ilişkilerde genelde çıkar ilişkilerine göre davranabiliyor, davranmak zorunda da kalıyor. Zira demos,
kendi çıkarının maksimizasyonunu demokratik yöntemlerle belirlediği
yöneticiye bir “ödev” olarak tayin eder. Venedik Komisyonu işte bu207