Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
rada hayati bir rol üstleniyor. Venedik Komisyonu demokrasi, insan
hakları ve hukuk devleti temel ilkeleri ekseninde ayrımcılık yasağı da
dâhil olmak üzere Avrupa ortak değerlerini Avrupa Konseyi dışındaki
ülkelerde de yaygınlaştırmak üzere anayasal danışmanlık yapmaktadır.
Özellikle Akdeniz havzası Mısır, Filistin, Tunus, Cezayir ve Fas, Avrupa
Konseyi üyesi olmadığı halde Venedik Komisyonu üyesi olup, Venedik Komisyonu’nun anayasal desteğinden yararlanmaktadır. Bunun da
ötesinde, Asya-Pasifik’ten Japonya ve Kore, Venedik Komisyonu üyesidir. Amerika kıtasında ABD, Meksika, Brezilya, Arjantin ve Peru da şu
an Venedik Komisyonu üyesidir. Venedik Komisyonu da bu ülkelerde
etkili bir şekilde çalışmalar yürümektedir. Son olarak Venedik Komisyonu üyesi olmamakla birlikte AGİT üyesi ülkeler de Venedik Komisyonu’ndan anayasal destek almaktadır. Burada esas olan Komisyon’un
o ülkelerle kurumsal iletişiminin varlığı değil, ortak Avrupa demokrasi
değerlerini o ülkelere taşımanın yanında, bu değerler çerçevesinde o
ülkelerdeki anayasal ve yasal gelişmeler ile içtihadi gelişmeleri hem
gözlemleme hem de yön verme gücü ve imkânına sahip olmasıdır. Bu
nedenle demokrasinin bir ulus devlet sorunu olmaktan çıkıp küreselleşmesini sağlaması, onu küresel düzlemde önemli bir aktör haline getirmektedir. Amaç, evrensel bir ortak standardı tutturmak, demokrasi
ve hukukun üstünlüğünü desteklemek, demokratik kurumların gelişimini aynı zamanda uygulamada da etkin hale getirmektir. Komisyon
bir öncelik sıralaması yapar; demokratik kurumların inşası ve güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün maddi, usuli ve kurumsal yönden
güçlendirilmesi ile temel hak ve özgürlüklerin güvenceye kavuşturulmasını temel hedefleri olarak belirlemiş durumdadır. Demokrasi, insan
hakları ve özgürlükleri Avrupa Konseyi’nin de üç temel dayanağını
oluşturmaktadır. Venedik Komisyonu hukukun üstünlüğü konusunda
bir check-list hazırlamış durumdadır. Bu check-list’i hangi ülkeye uygularsanız orada hukukun üstünlüğünün ne ölçüde sağlanmış olduğu
anlaşılır. Bununla hukukun üstünlüğü iddiasını, hamasi söylemlerin
cazibesine kapılmadan test etme imkânı vardır. Gerçi bugünün Türkiye’sinde o check-list’i uygulamamıza gerek kalmadan da maalesef bir
kanaat ortaya koyabiliriz. Ama kanaatlerle konuşmak yerine, “Rule of
Law Check-List” olarak nitelendirilen bu listenin Türkçeye çevrilmesi
208