İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatlarında Ayrımcılık Yasağı
dir. Finanse etmezseniz Sözleşme’yi ihlal etmezsiniz. Ederseniz de ihlal
çıkmaz, ama ekonomik katkınızı eşit şekilde yapmalısınız. Türkiye takdirini Sünni İslam lehine iktisadi destekten yana kullanmıştır, bu durum
Aleviler yönünden ihlal yaratmıştır. Örnekler çoğaltılabilir.
Üçüncüsü, İnsan Hakları Mahkemesi’nin ayrımcılık yasağı konusundaki yaklaşımı, yani ihlal iddialarını inceleme yöntemi çok çekimserdir. Mahkeme kendini sınırlandıran (self-restraint) bir yaklaşım
içindedir, ayrımcılık yasağı ihlali kararı vermek istemez gibidir adeta.
Öyle ki sosyal gerçeklerle uyumsuz bir içtihadi birikim vardır. Kendi
deneyimimden örnek vereyim. Benim Kürt öğrencilerim bu konulara
gelindiğinde ödev almak isterler. Derler ki “Strazburg içtihatlarında
Kürtlere yönelik ayrımcılık yasağı ihlallerini ele almak istiyorum.” Bu
konudaki içtihatları tarayıp taramadıklarını sorarım. Genelde “Vardır
herhalde” diye düşünürler ve ödevi alırlar. Bir hafta sonra geldiklerinde ise şok olmuş şekilde, “Hocam ben hiç karar bulamadım” derler ve
bu onlara araştırma yapmadan fikir sahibi olmamaları gerektiğine dair
bir “ders” olur. Ancak burada dikkate değer bir nokta vardır. Biçimsel
anlamda Strazburg içtihadına göre Türkiye’de Kürtlere yönelik ayrımcılık yoktur. Bunun diğer uluslararası örgütlerin raporlarıyla veya sosyal gerçeklerle uyumu kuşkuludur. Aslında bu kuşkulu durumlar farklı ülkeler yönünden de geçerlidir. 2002’ye kadar ırk temelli ayrımcılık
kararı yoktu Strazburg içtihadında. Bu konuya benim çok sevdiğim
Maltalı bir yargıç, yazdığı bir karşı oyda parmak basmıştır. Bulgaristan’a karşı bir vaka vardı, dedi ki: “Bu olayda da biz ırk temelli ayrımcılık ihlali vermiyoruz ama burada ben bir not düşmek istiyorum: 50
yıldır Strazburg içtihadı var ve birikmiş, bir tane ırk temelli ayrımcılık
kararımız yok 2002 yılı itibariyle. Buradan üç çıkarım yapabiliriz. (1)
Avrupa’da ırkçılık yoktur. (2) Avrupa’da ırkçılık var ama mağdurları
bize gelmiyor. (3) Bizim inceleme yöntemimizde bir sorun var.” Üçüncüsü büyük ihtimalle daha geçerli olan bir şey. Bu karşı oydan sonra
2002’den itibaren gitgide içtihat örülmeye başlandı, ırk temelli ayrımcılık kararları da çıkmaya başladı. Fakat buna rağmen hâlâ azdır. Bu,
inceleme yöntemine ilişkin sorunlardan kaynaklanmaktır. Ben eminim
ki Ulaş ve Çiğdem oldukça verimli bir sunumlar yapmışlardır bu konularda. Ben yine de açayım.
221
Select target paragraph3
Connect to a paragraph
Connect to an entity
Disable highlights
Add to table of contents