Sonuç Gözlemleri ve Öneriler AYM tarafından yapılan değişiklikler olumlu gelişmeler olmakla birlikte, TGYK halen toplantı ve gösteri özgürlüğüne ilişkin uluslararası standartları karşılamaktan uzaktır. Kanun; hakkın kullanımını sağlamak/kolaylaştırmaktan ziyade, kısıtlamaları sıralayan bir kanundur. Uygulayıcılar kanunun mevcut halini dar yorumlamakta bu durum uygulamada hakkın özünün ortadan kaldırılmasına ve müdahalelerin olağanlaşmasına neden olmaktadır. İdare, geniş takdir yetkisini özelikle muhalif gösteriler bakımından sınırlandırma ve zorlaştırma için kullanmaktadır. Her ne kadar TGYK hakkın kullanımı için bildirim şartı getirmiş olsa da gerek barışçıl gösterilere güvenlik güçlerinin müdahale gerekçesi olarak gösterinin “izinsiz” olduğu iddiası, gerekse de valiliklere yapılan bildirimlerin bir kısmından yasaklama kararının çıkması; bu olayların sıklıkla “izinsiz gösteri/eylem”, “valilikten izin çıkmadı” şeklinde haberleştirilmesi; idare tarafından yapılan açıklamalarda “izin” kelimesinin kullanılması kamuoyu tarafından hakkın kullanımının izne tabi olduğu algısının oluşmasına ve müdahalelerin normalleşmesine neden olan bir faktördür. TGYK ve toplanma özgürlüğüne ilişkin hükümler diğer yasal mevzuat gözden geçirilmeli ve AİHS’e uygun hale getirilmedir. TGYK’ya ayrımcı uygulamaları önleyecek hüküm eklenmelidir. 2017 yılında özellikle müdahalelerin ardından gözaltına alınanlara ya da müdahale gerçekleşmese bile göstericilere Kabahatler Kanunu kapsamında kesilen idari para cezalarında bir artış gözlemlenmektedir. Bu nedenle Kabahatler Kanunu’nu barışçıl gösteri hakkını kullanmak isteyen kişilerin önündeki yeni yasal bariyer olarak tanımlamak mümkündür. Üstelik bu uygulamada bir standart bulunmamaktadır. Toplantı ve gösteri hakkı TGYK’da düzenlenmiştir ve yasal müeyyideler kanunda bulunmaktadır. Kabahatler Kanunu’na dayanarak göstericilere para cezası kesilmesi uygulamasına son verilmelidir. Güvenlik güçlerinin hangi gerekçelerle müdahale edeceği bilinmez bir hal almış durumdadır. Dolayısıyla hakkın kısıtlanmasının temel kriterlerinden bir tanesi olan yasallık, vatandaşların bilgiye erişebilmesi ve eylemlerinin sonuçlarına ilişkin öngörüde bulunabilmesi bu şartlar altında pek mümkün görünmemektedir. Güvenlik güçleri, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahale ederken orantısız güç kullanmaktadır. Üstelik genellikle orantısız güç kullanımına ilişkin yasal bir süreç başlatılmamakta, başlayan yasal süreçlerde ise güvenlik güçlerini kollayan bir tutum sergilenmektedir. Güvenlik güçlerinin adeta cezasızlık zırhıyla çevrili olduğu görülmektedir. Doğrudan müdahalelerin sertliği, ayrıca barışçıl gösteriye müdahale gerçekleşmese bile gösteri bittikten sonra gelen para cezaları ve açılan davalar bireylerin toplantı ve gösteri hakkını kullanmaktan imtina etmesine neden olmakta bu bağlamda da hakkın kullanımında caydırıcı etkiye sahip olmaktadır. Paris Prensipleri’ne uygun bağımsız kolluk gözetim kurulu oluşturulmalıdır. Güvenlik personeline toplantı ve gösterilere insan hakları yaklaşımına uygun müdahale eğitimi verilmelidir. 2014 yılında Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan AİHS İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı uygulamaya başlanmalıdır. 57

Select target paragraph3