SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İÇİN ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI KILAVUZU
(5) Tüzükleriyle belirlenen amaçları dışında faaliyette bulunamaz.
(6) İşçiler ve işçi kuruluşları işveren kuruluşlarına, işveren kuruluşları da işçi kuruluşlarına üye olamaz; gerek doğrudan doğruya, gerek temsilcileri veya mensupları veya araya
koyacakları diğer kimseler aracılığıyla biri diğerinin kurulmasına, yönetim ve faaliyetine
müdahalede bulunamaz.
(7) Siyasi partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamaz.
(8) Ticaretle uğraşamaz. Ancak, kuruluşlar genel kurul kararıyla nakit mevcudunun yüzde
kırkından fazla olmamak kaydıyla sanayi ve ticaret kuruluşlarına yatırımda bulunabilir.
(9) Elde ettikleri gelirleri üyeleri ve mensupları arasında dağıtamaz. Ancak sendikaların
grev ve lokavt süresince tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardımlar ile kuruluşların eğitim amaçlı yardımları bu hükmün dışındadır.
(10) İşveren sendikaları, tüzüklerinde hüküm bulunmak ve şartları genel kurul kararıyla
belirlenmek kaydıyla, işçilerin sigorta primlerinin işveren payının ödemelerinde kullanılmak ve nakit mevcudunun yüzde yirmi beşini aşmamak üzere karşılıksız yardıma dayalı
dayanışma ve yardım fonu oluşturabilir (Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu md. 26).
AİHM’e taşınan Karademirci vd-Türkiye davasında ise başvuranlar 30 Haziran 1995 tarihinde aralarında Tüm Sağlık-Sen ve Eğitim-Sen Sendikalarının aralarında bulunduğu
25 kişi Eğitim-Sen tarafından hazırlanan ve İzmir Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’ndeki
bazı öğrencilere karşı yapılan muameleri protesto etmek amacı ile hazırladıkları basın
metnini okuyup ardından dağılmışlardır. Cumhuriyet Savcısı sendika yöneticileri ve
üyeleri hakkında “Cumhuriyet Savcılığından gerekli, belgeleri almaksızın basın açıklaması yapmaktan dolayı” ceza kovuşturması başlatmıştır.
İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, AİHM’e başvuranların da aralarında bulunduğu dokuz
kişiyi sendikalar tarafından basın açıklaması kararı alınmadığı ve basın açıklaması yapılırken suçlanan kişilerin de orada bulunması nedeniyle üç ay hapis cezasına mahkum
etmiş ardından da hapis cezasını para cezasına çevirerek cezanın ertelenmesine karar
vermiştir. Başvuranlar, 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 44. ve 82. maddelerine göre
“basın açıklaması” yaptıkları gerekçesiyle cezalandırılmıştır.
Başvurucular AİHM’e sunulan dilekçelerinde aldıkları mahkumiyetin ifade özgürlüğü
haklarını ihlal ettiğini ve özellikle “basın açıklamasının”, Dernekler Kanunu’nun 44.
maddesi gereğince “el ilanı” ya da “yazılı bildiri” olarak nitelendirilemeyeceğini iddia
etmişlerdir. Başvuranlara göre 44. maddenin yasal dayanak sağladığı varsayılsa bile bu
madde, bir “basın açıklaması”nın kamuya okunmasını veya dağıtılmasını değil, bildiri,
beyanname ve benzeri yayınların yayımlanmasını ve dağıtılmasını düzenlemektedir.
AİHM söz konusu 44. maddede muğlak ve açık olmayan kelimeler kullanıldığı, özellikle de “benzeri yayınlar” ifadesinin böyle olduğunu ve yargıçlara geniş bir takdir yetkisi tanıdığını kabul eder. AİHM ayrıca “basın açıklamasının, el ilanı, bildiri ve benzeri
yayınlar gibi değerlendirilemeyeceği, zira bunlar için gereken koşulların kamuya basın
açıklaması yapılırken oluşan koşullarla karşılaştırılamayacağı kanaatindedir. El ilanı,
bildiri ve benzeri yayınlar, yayınlamak veya dağıtmak üzere hazırlanıp daha uzun bir
hazırlık çalışması gerektirirken, basın açıklaması daha çok sözlü olarak aktarılmış ya
da aktarılacak olan bir konuşmanın içeriği hakkında basın mensuplarını bilgilendirmek
amacını gütmektedir” değerlendirmelerini yapmıştır.
56