FARKLI ENGELLILIKLER VE ÇOKLU AYRIMCILIK RISKI ALTINDAKI GRUPLARIN ADALETE ERIŞIMI
erişim, hukuki tavsiye edinme ve temsil edilme, örneğin bir ayrımcılıkla
ilgili iş davasında olacağı kadar adaletin temini için elzem görülmemektedir. Aile içi şiddet bağlamında adalete erişim arayan engelli kadınlar
için uyumlaştırma ve erişilebilirlik yükümlülüklerinin bu hakkın yerine getirilmesinin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini öneriyorum.
Örneğin, engelli kadınların yasal sisteme entegre edilirken uyumunun
sağlanması hakkını yasa önünde herkesin eşit korunması hakkından
ayırmak neredeyse imkânsız görünmektedir. Yasal zorunluluk kapsamında olan ancak bazen isteğe bağlı politikalarla çerçevelenmiş konular
olması nedeniyle, bu araştırma ayrımcılık yasağı kapsamında yer alan
meseleleri temel alır.
Bununla birlikte, engelli kadınlar temel yasaların ulaşamayacağı ve
bu nedenle usule ilişkin hususlarla daha doğrudan ilgili olan toplumsal
damgalanma, belirli yasal usuller ve hatta sistemin doğası gibi sayısız
engelle karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Gerards ve Glas’ın belirttiği gibi, “adaletin sağlanması için araçlar ve süreç önemini korur,
çünkü usule ilişkin güvencenin yokluğunda, temel hakların güvence
altına alınması kesin değildir.”52 Temel haklar korunurken bile yasal kurallar, engelli kadınlara adil ve etkili bir adalete erişim sağlamak için
her zaman yeterli değildir. Yasa, engelli kadınların çıkarlarını ve haklarını koruyabilir, ancak diğer faktörler, örneğin adaletin “kalitesi” ile ilgili olanlar, erişimi sağlamada eşit derecede önemlidir. Nitekim, koruma
kararlarının etkinliği örneğinde olduğu üzere usule ilişkin konuların,
yasayla ilgili olan meseleleri ya da politika, uygulama ve önyargıdan
doğacak meseleleri kapsamadığını düşünüyorum.
İkincisi, sembolik ve katılımcı yönlerin de katılımcıların deneyimlerine uyarlanması gerekir. Sembolik yön katılımcıların süreçten ne oranda güçlendiğini araştırır ve katılımcı yön de diğerleriyle birlikte, yasa
ve politika oluşturma sürecine katılım oranını değerlendirir; fakat katılımcıların anlatılarından ortaya çıkan temalar, örneğin bir adalet biçimi
olarak hikâye anlatıcılığı, bireysel ve kolektif güçlendirme diğer tarafa
tam olarak uymuyordu. Katılımcıların anlatılarını doğru şekilde çerçeveleyen yaklaşımların yorumlanması çok önemliydi. Dolayısıyla, eğer
52 Gerards ve Glas (n 9), s. 13.
123