Bu sürecin daha iyi anlaşılması için, Türkiye’nin yakın tarihinde demokrasi ve demokratikleşme açısından önemli bir değişime işaret eden son 20 yılın farklı dönemlerine çok kısa bir genel bakış sunmak istiyoruz: 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü’nde (2019) avukatların İstanbul İstiklal Caddesi’ndeki Yürüyüşü. (Fotoğraf: capshots, Fatih Pınar Video, “Daralan 2: Savunma Hakkı”) “Türkiye Cumhuriyeti devleti, insan haklarına dayalı olmayan, resmi ideolojisi olan bir ulus devlet anayasasına ve yapısına sahiptir. Devlet, Avrupa Birliği (AB) tam üyelik sürecinde Kopenhag siyasi kriterlerinin rehberliğinde, 19992004 yılları arasında, ‘demokratikleşme’ başlığı altında çeşitli yasal düzenlemeler gerçekleştirdi. Türkiye, Kürt sorununu demokratik bir biçimde çözemediği, barışçıl bir ortamı sağlayamadığı için reform süreci 2005 yılında durdu, 2013 yılına kadar da durağan bir seyir izledi. Kürt sorununun demokratik yollarla çözüleceği iddiasıyla 2013 yılında başlatılan “barış ve çözüm süreci” de 2015 yılına kadar sürdü. Bu ara dönemde ‘demokratikleşme’ iddiaları/açıklamaları yeniden ivme kazandı; ancak Temmuz 2015’te silahlı çatışmaların başlamasıyla reform süreci tamamen sona erdi. Bu dönemde Türkiye, çatışmaların yoğun bir şekilde yaşanması, Suriye’ye askerî müdahale ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gibi oldukça trajik gelişmelere sahne oldu. 21 Temmuz 2016 tarihinden itibaren tüm Türkiye’de geçerli olacak şekilde ilan edilen olağanüstü hal, 18 Temmuz 2018 itibariyle kaldırıldı. Türkiye, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde KHK’lerle, ardından Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yönetildi/yönetiliyor.” 22 22 İHD’nin “İnsan Hakları Savunuculuğu ve İHD’ye Baskılar” başlığı altında yayınlanan Özel Raporu (13.04.2020; İnsan Hakları Derneği): https://www.ihd.org. tr/insan-haklari-savunuculugu-ve-ihdye-baskilar-ozel-raporu/ 14 S AV U N M A S I Z YA R G I MESLEĞİN ENGELLENMESİ 15

Select target paragraph3