TÜRKIYE’DE AYRIMCILIK ALGISI
Yani ayrımcılık konusundaki duyarlılığın oluşmasında, ayrımcılığı kavram olarak tanımaktan çok ayrımcılığı bizzat deneyimlemenin daha
önemli bir belirleyen olarak öne çıktığını söyleyebilmek mümkündür.
Aynı nedenle gelir düzeyi bakımından sahip olunan göreli avantajın, ayrımcılık
deneyimini bizzat yaşama olasılığını azalttığı ve ayrımcılık pratiklerine karşı bir
duyarsızlığı beraberinde getirdiği düşünülebilir. Ancak bu noktada anket sonuçlarının, kişinin etnik ya da dini aidiyetin gelir değişkeninin doğurduğu farklılaşmanın ötesinde bir farkındalığa yol açtığına işaret ettiğini belirtmemiz gerekiyor.
3.A.2. Ayrımcılık Algısı ile Dinsel ve Etnik Aidiyet Arasındaki İlişki
Araştırma sırasında görüşülen kişilerin yüzde 14,2’si, genel olarak evlerinde konuşulan dilin Türkçe dışında bir dil olduğunu belirtmiştir. Kuşkusuz sadece bu veriye
dayanarak kişinin etnik kökenini tespit edebilmek mümkün değildir. Evlerinde çoğunlukla ya da her zaman Türkçe konuştukları halde etnik kökeni sorulduğunda
kendini Türk olarak tanımlamayan kişiler mutlaka vardır. Ancak buna mukabil evlerinde genelde Türkçe konuştukları halde, bu sorunun yanıtına etnik farklılığının
altını çizmek üzere Türkçe dışında bir dili yazmayı tercih kişilerin olduğunu da kestirebiliyoruz. Dolayısıyla bu soruyu yanıtlarken kişinin yaptığı tercih, söz konusu
kişinin etnik aidiyeti konusunda fikir verici bir gösterge olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’de ayrımcılığın çok yaygın olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 23 iken,
evinde genelde Türkçe dışında bir dil konuşulduğunu söyleyenlerin arasında bu
oran yüzde 38.4’e yükselmektedir. Yani evinde Türkçe dışında bir dil konuşulan her beş kişiden ikisi Türkiye’de ayrımcılığın çok yaygın olduğu
algısına sahiptir. Evinde yalnızca Türkçe konuşulan kişilerin ise yüzde
42,4’ü Türkiye’de ayrımcılığın az yaygın olduğu kanısına sahiptir. Evde
konuşulan dil ile ayrımcılı��ın yaygın olduğu algısı arasındaki ilişki istatistiksel
olarak da doğrulanmaktadır.14
Etnik aidiyet söz konusu olduğunda çoğunluk grubuna mensup olanların ayrımcılığın yaygınlığına dair algısı daha zayıfken, dini aidiyet söz konusu olduğunda aynı
yönde bir eğilim açığa çıkmamaktadır. Tersine Türkiye’de çoğunluk inancını temsil
eden Sünni Müslümanlar arasında ayrımcılığın yaygınlığına dair kanının oransal
olarak görece yüksek çıktığını söyleyebiliriz. Sünni Müslüman olmadığını beyan eden grubun yüzde 54,3’ü ayrımcılığın az yaygın olduğu kanısını dile
getirirken, Sünni Müslüman olduğunu beyan eden grubun yüzde 39,9’unun
ayrımcılığın az yaygın olduğu algısına sahip olduğunu görüyoruz. İstatistiki
olarak ayrımcılık algısında dil kadar önemli bir farklılığa sebep olmadığı görülen15
dini aidiyetin ayrımcılık algısıyla ilişkisi üzerinde bir miktar durmakta yarar var.
14 x2(2, N = 1056) = 23.577, P = < 0.01
15 x2(2, N = 1056) = 6.68, P = < 0.05
16