TÜRKIYE’DE AYRIMCILIK ALGISI
Peki bu algıların farklılaşması neye göre gerçekleşiyor? Bu sorunun yanıtı şöyle
verilebilir: Türkiye’de mevcut tahakküm ilişkilerinin etnik/kimliksel ve sınıfsal
olmak üzere iki boyutu var. Mütehakkim pozisyon şu niteliklerin bileşkesinde
kristalize oluyor: Türk, Sünni, Yerli, Erkek, Heteroseksüel, Orta Yaşlı, Engeli
Olmayan, Varlıklı, Mevcut Statükodan Yana... Kimisi doğuştan kimisi sonradan
edinilen bu nitelikler arasından daha fazlasına sahip olan kişiler İstisnai Ayrımcılık Algısına daha fazla yaklaşıyorlar. Yine aynı niteliklerin en azına sahip
olanlar ise Duygudaş Ayrımcılık Algısına yaklaşıyorlar. Diğer yandan, özellikle
sınıfsal hiyerarşide avantajlı gruplara mensup olmayıp etnik/kimlik hiyerarşisinde avantajlı olanlarda ise Benmerkezci Ayrımcılık Algısının görece güçlü
olarak açığa çıktığı gözlemleniyor.
Ayrımcılıkla yapılacak mücadelede hedef kitle olarak öncelikle Duygudaş Ayrımcılık Algısına sahip olanların aktif katkısını elde etmek önemli. Ancak bu
grubun küçük bir azınlık olduğu unutulmamalı. Benmerkezci ayrımcılık algısına sahip olanlarla etkileşime geçmek ayrımcılıkla mücadelede anlamlı sonuçlar
doğurabilir. Zira ayrımcılığa uğrama deneyimine sahip olmasından ötürü bu
grubun ayrımcılığa uğrayan diğer grupların halinden anlama ihtimali İstisnai
Ayrımcılık Algısına sahip olanlardan daha fazla olduğu açık.
Diğer yandan yine araştırma sırasında gözlemlediğimiz bir diğer olgu da, ayrımcılık konusundaki farkındalığın deneyimle ve zorunlulukla bağlantılı geliştiği. Kişinin kendisinin ya da ailesinin sonradan edinilmemiş kimi nitelikleri
taşımaktan ötürü ayrımcılığa uğraması ve bununla baş etmeye dönük sürekli
çaba sarf etmek zorunda kalması tüm ayrımcılık türlerine önyargıları aşan bir
noktadan bakmasını kolaylaştırıyor. Ancak ayrımcılık konusundaki farkındalığı
olanaklı kılan deneyim illa zorunluluk sonucu yaşanmıyor. Kişinin önyargılı
yaklaştığı kişilerle tesadüfi olarak da yaşayabildiği deneyimler ayrımcılık tutumunu aşmasını kolaylaştırıyor.
Araştırmadan elde ettiğimiz bir diğer önemli bulgu ise ayrımcılık türlerinin
kendi aralarında farklılaşmasına dair. Özellikle tahakküm ilişkileriyle bağlantılı
olan ve politik ve kültürel çatışmalarda da yansımasını bulan etnisite, din, cinsiyet vb. temelli ayrımcılık türlerine dair algı ile yaşlılar, gençler, engelliler vb.
gibi konulardaki ayrımcılık türlerine dair algının aynı düzlemde yer almadığı
görülüyor. Etnisite, din ve cinsiyet temelli ayrımcılıklar, siyaset alanına taşınmış olmalarından ötürü daha fazla farkında olunan ayrımcılık türleri olarak öne
çıkıyor. Ancak bir konudaki ayrımcılık hakkında farkındalığa sahip olmak illa o
ayrımcılığa karşı bir tutuma sahip olmayı da beraberinde getirmiyor. Yukarıda
bahsetmiş olduğumuz gibi, etnik/kimliksel ve/veya sınıfsal tahakküm ilişkileri
içindeki pozisyonu kişinin farkında olduğu bu ayrımcılıkları haklı ya da haksız
bulma tutumunu belirliyor.
34