SONUÇ
Ancak yaşlılar, gençler ve engelliler söz konusu olduğunda hem ayrımcılık konusundaki farkındalık azalıyor, hem de önceki ayrımcılık türlerinde gözlemlenen kimliksel ve sınıfsal pozisyona göre farklılaşma
ortadan kalkıyor. Yani Türkiye toplumunda bu ayrımcılık türlerinde açığa çıkan algı, görece homojen özellik gösteriyor. Buna göre, toplumda yaşa bağlı ya
da engelli olup olmamaya bağlı açığa çıkan ayrımcı tutumlar haklı olmasalar da
kaçınılmaz olarak görülmeli. Özellikle bu konularda çalışma hayatında sergilenen ayrımcı tutumları kaçınılmaz bulma ve bu nedenle hoş görme eğilimi daha
güçlü açığa çıkıyor. Diğer yandan kamu hizmeti söz konusu olduğunda –özellikle de sağlık hizmeti alırken- yaşa ya da engelliliğe bağlı ayrımcılık yine homojen biçimde hiç hoş görülmüyor. Ancak aynı gruba yönelik piyasada veya
çalışma hayatında yapılan ayrımcılığı hoş görürken, kamusal hizmet
sırasında yapılan ayrımcılığı hoş görmeme tutumunun bizzat kendisi
toplumsal olarak içselleştirilmiş ayrımcı tutumun dışa vurumu olarak
değerlendirilmeli.
Siyaset alanına taşınmış olmasına karşın Türkiye toplumunda etnik/kimliksel
ya da sınıfsal pozisyon nedeniyle bir farklılaşmaya yol açmayan ayrımcılık türleri olarak ise mültecilere –özellikle de Suriyeli mültecilere- ve cinsel kimlikleri
itibariyle heteronormativite ile çelişen gruplara yönelik sergilenen ayrımcılıklar öne çıkıyor. Her iki gruba yönelik olumsuz önyargıların çok kökleşmiş olduğunu hem nicel hem de nitel araştırma teknikleri ile elde edilen bulgular net
bir biçimde gösteriyor.
Dolayısıyla yaşa veya engellilik durumu temelli ayrımcılıkla mücadele ederken daha çok toplumsal farkındalığı artırmaya dönük mücadeleye öncelik vermek gerekirken, mültecilik veya cinsel kimlik temelli
ayrımcılıklarla mücadele ederken yerleşik önyargıları kırmaya ağırlık
vermek gerekiyor.
Araştırmadan elde edilen çarpıcı bulgulardan bir diğeri ise Türkiye toplumunda
siyasi ayrımcılığın çok yaygın olduğunu düşünen bir kesimin var olması. Aslında bu konuda da homojen olmaya yakın bir algı söz konusu. Ancak araştırma
siyasi ayrımcılığın haklı bir temeli olduğunu düşünen bir kesimin var olduğuna
işaret ediyor. Daha doğrusu siyasi ayrımcılık olarak açığa çıkan klientalizmi
(kayırmacılığı) eskiden yapılmış bir ayrımcılığı telafi etme haklı çabası olarak
gören bir grup söz konusu. Özellikle mütedeyyin-milliyetçi kesimlerde bu yaklaşımın daha fazla ağır bastığı görülüyor. Mütedeyyin-milliyetçi olmayan
ve mevcut siyasi iktidarla herhangi bir bağı olmayan kesimlerde ise siyasi ayrımcılığa ilişkin dair güçlü bir kanaat söz konusu.
35