Madde 5: Ayrımcılık Yasağı ve Eşitlik Türkiye’de konu üzerine yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu engellilere yönelik ayrımcılığın yaygın olduğuna ilişkin bulgular ortaya sermektedir. Ayrımcılıkla ilgili en kapsamlı araştırmalardan, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (ÖZİDA) tarafından 2009 yılında, Türkiye genelinde, 4.144 kişiyle yapılan “Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor Temel Araştırması”na göre; “özürlü dendiğinde aklınıza ne geliyor” sorusuna katılımcıların %24,2’si, en yüksek cevap oranı ile “yardıma muhtaç kişi” yanıtını verirken, “aşağıdaki özürlülerden hangisiyle evlenmek istemezsiniz” sorusuna katılımcıların %50,3’ü “hiçbiriyle” cevabını vermiştir. 2010 yılında yapılan “Özürlülüğe Dayalı Ayrımcılığın Ölçülmesi Araştırması” katılımcılarının %75’i Türkiye’de ayrımcılığa en çok uğrayan grubun engelliler olduğunu ifade etmiştir. Fakat kamu otoritesi ve toplumda egemen olan “yardım ve acıma” tutumu, dolaylı ya da doğrudan yollarla engellilerin uğradığı ayrımcılığın üstünü örtmektedir. Ayrımcı pratikler konusunda engelliler, engellilerin aileleri ve kamu görevlileri arasında farkındalık düzeyi düşüktür. Ayrımcılığın önlenmesine ve tazminine ilişkin mekanizmalar da yetersizdir. Dolayısıyla engelliler, aldıkları sosyal yardımların kesilebileceği endişesiyle özellikle kamu görevlilerinin ayrımcı tutumlarına göz yumabilmektedirler. Bu durum engellilere yönelik ayrımcılığın boyutlarının görünür olmasını ve ayrımcılık vakalarının yargıya taşınmasını da önlemektedir. Türkiye mevzuatı; genel eşitlik düzenlemeleri dışında, ayrımcılığın uluslararası standartlara uygun tazmin mekanizmalarının oluşturulduğu bir düzenlemeden yoksundur. Ayrımcılık Engelliler Kanunu’nda tanımlanmış ve yasaklanmış ancak herhangi bir cezai müeyyide ve tazmin öngörülmemiştir. TCK’nın 122. maddesinde ayrımcılık gerçekleştirilen fiilin nefrete dayalı olması şartına bağlanmıştır. Bir diğer deyişle hüküm, ayrımcılığın ancak “nefret saikiyle” yapılması ve ayrımcılığa uğrayan tarafından ispatlanması halinde uygulanabilmektedir. Ayrımcılığa ilişkin İş Kanunu’nun 5. maddesindeki düzenlemede ise ispat yükü kısmen yer değiştirmiştir, ancak madde işe başvuru ve alım aşamalarını kapsamamaktadır. TCK’nın 122. maddesi gereğince, mahkemelerce verilmiş herhangi bir ayrımcılık kararı bulunmamaktadır. Devlet raporunun 36. paragrafında Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verildiği belirtilen ayrımcılık kararı bir üst mahkeme tarafından bozulmuştur. Devlet raporunda Anayasa’nın 90. maddesi gereğince, Sözleşme’nin iç hukuka doğrudan uygulandığı belirtilmektedir. Ancak, taraf olunduğu tarihten bu yana Sözleşme’nin Anayasa’nın 90. maddesine dayanılarak uygulandığı herhangi bir mahkeme kararı alınmamıştır. 9

Select target paragraph3