TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME
Öğrencilerin evrensel ve milli değerleri benimsemesi genel bir amaç olarak benimsense
de, değerlere milli değerler içinden bakış öne çıkıyor. Değerleri, Türkiye’deki çeşitli din
veya inançları kaynak alarak sunmak yerine, belirli gelenek ve milli kültür ögelerine yer
veriliyor. Evrensel değerlere atıf yapılsa da, bunlar milli değerlerle örtüştüğü ölçüde kabul görüyor. Milli değerlerin kaynağı ve görünümlerinin İslam diniyle bağı ve üstünlüğü bilhassa öne çıkarılıyor. Milli değerlerle başka bir din veya inancın bağına yer verilmiyor ve bu nedenle farklı din veya inançlara bağlı kişiler “milli olanın” dışında kalıyor.
Öneri
“Milli değer ve kültür” herhangi bir etnik aidiyeti, dini veya inancı tek kaynak olarak almamalı, aksine toplumsal hayatın içinde var olan değerler ve kültürlerin çeşitliliğinden beslenerek ders kitaplarından yerini almalıdır.
Toledo Kılavuz İlkeleri’ne göre dinler ve inançlar hakkında öğretim içeren zorunlu bir program yeterince objektif olmadığında, düzeltilmesi, daha dengeli ve tarafsız hale getirilmesi için çaba harcanmalıdır. Bunun mümkün olmadığı veya hemen
başarılamadığı durumlarda, derslere katılmamayı tercih etme düzenlemelerinin
duyarlı ve ayrımcı olmayan bir şekilde yapılandırılmış olması kaydıyla bu hakkın
tanınması, ebeveynler ve öğrenciler için tatmin edici bir çözüm sunulabileceğine işaret eder. Türkiye’deki mevcut düzenlemede DKAB dersinden muafiyet hakkı, sadece Musevi ve Hristiyan öğrenciler için tanınıyor. Diğer din veya inançlara
mensup olanlar veya inanmayanlar için muafiyet hakkının tanınmaması nesnel bir
şekilde açıklanamadığı için muafiyet sistemi ayrımcıdır. Muafiyet hakkı kazanma süreci kişiler üzerinde din veya inancını açıklamak zorunda kalma açısından önemli
bir hak ihlali ve yük oluşturuyor. Muafiyet hakkını kullanan öğrencilerin ders sırasında nerede olacağı ve nasıl vakit geçireceği konusunda okullar ve öğrenciler
için açık ve öngörülebilir bir rehberlik bulunmuyor. Son olarak, muaf olan öğrencilerin karnelerinde DKAB dersinden “muaf” oldukları belirtildiği için damgalanma ve ayrımcılık riski ile karşı karşıya kalması söz konusu ve öğrenciler, liseye
geçiş sınavında diğer öğrencilere kıyasla eşit olmayan koşullara maruz kalıyorlar.
Öneriler
DKAB dersi yukarıda belirtilen niteliklere sahip olana kadar, ayrımcı olmayan bir
muafiyet sistemi acilen tesis edilmelidir:
Muafiyet hakkının kapsamı ayrımcı olmayan bir şekilde genişletilmelidir.
Muafiyet hakkının kullanımı için inancını açıklama/beyan zorunluluğunun kaldırılması ve dersin isteğe bağlı olarak alınması sağlanmalıdır.
Nüfus kayıtlarında Musevi veya Hristiyan ibaresinin geçme zorunluluğu yerine kişinin beyanı esas alınmalıdır.
60