de ayrımcılıkla ilgili karşılaştırılabilir veriler elde edilebilecek ve yeni yasal düzenlemelerin, politikaların olumlu veya olumsuz etkisi izlenebilecek, atılması gereken adımlar daha doğru belirlenebilecektir. Bu nedenle izleme kapsamın doğru belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. İzleme ve belgelemenin kapsamı, izleme ve belgelemeye başlamadan önce, savununun amacı gözetilerek belirlenmelidir. Bu belirlemeyi beş ayrı başlık altında yapmak faydalı olacaktır. Hedef Grubun Belirlenmesi İzlemenin kişi/gruplar bakımından kapsamının, hem mağdurlar hem de mağduriyete yol açan failler açısından belirleme yapılmasını gündeme getirmektedir. İzleme, ayrımcılık mağduru olan veya yakın zamanda ayrımcılık mağduru olması ihtimali olan kişi veya gruplar ile sınırlı olarak gerçekleştirilebilir. Örneğin, Ermeni bir öğrencinin eğitim görmek istediği bir okula kaydedilmemiş olması halinde izlemenin kapsamı mağdur ile sınırlı olarak gerçekleştirilir. İzlemenin mağdurla sınırlı olmasının nedeni, savunu faaliyetinin somut mağduriyetin açığa çıkartılması ve sonuçlarının giderilmesini amaçlamasıdır. Ancak, amaç Ermeni çocukların eğitim hakkına erişimde ne tür ayrımcı muamelelerle karşılaştıklarına kamuoyunun dikkatini çekmek ise, izlemenin kapsamının yalnızca bir mağdurla sınırlı olmaması gerekir. Bu halde, izleme, Ermenilerin eğitim hakkına erişimde karşılaştığı ayrımcı uygulamaları kapsaması, başka bir ifade ile daha genel nitelikte olması gerekir. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere, izlemenin kapsamı, savununun amacına konu olan kişi veya grubun genişliği ile doğru orantılı olarak belirlenmelidir. Ayrımcı mevzuat veya uygulamanın sorumlusu bakımından kapsam söz konusu olduğunda ise, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin benimsediği kanunların farklı ırk veya etnik kökene sahip kişiler bakımından ayrımcı etkiler doğurup doğurmadığı izlenebileceği gibi, aynı konudaki izleme Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetmelikleri veya uygulamaları ile sınırlı olarak da yapılabilir. Hatta bir ilköğretim okulu müdürünün veya bir öğretmenin izlenmesi de mümkündür. Örneğin, bir ildeki Milli Eğitim Müdürlüğü’nde var olan ayrımcı uygulama, diğer illerde yaşanmıyorsa, o halde sorunun mevzuattan ziyade, o ildeki uygulamadan ya da yöneticiden kaynaklandığı anlaşılacaktır. Eğer sorun bir bakanlığa bağlı il müdürlüklerinin bir kısmında yaşanıyor bir kısmında yaşanmıyorsa, o halde mevzuatın açık olmamasından ve farklı şekillerde yorumlanabilmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bu halde sorumlu, yasama organı olacaktır. Yine, karşılaştırmalı izleme ve belgeleme faaliyetleri ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin iyi örneklerin tespit edilmesini de sağlayacaktır. Ayrımcılık yasağı söz konusu olduğunda ırk veya etnik köken, dil, din veya inanç, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, yaş gibi temeller gündeme gelebil- 9 Untitled-1.indd 9 27.01.2016 21:43

Select target paragraph3