Oysa raporda da belirttiğimiz gibi Türkiye’yi Avrupa alanının dışında düşünmek mümkün değildir. Sosyal haklar açısından, Türkiye’nin Avrupa kıyısında bir emek cehennemi olması kabul edilemez. Emeğin hakları, Avrupa kurumları için olduğu kadar Avrupa kökenli işletmeler için de olumlu örneklerin yaratılacağı bir alana dönüşmelidir. İşletmelerin sıklıkla sığındığı “Türkiye mevzuatına uygun hareket ediyoruz” gerekçesi de sorgulanmalıdır. Yukarıda birçok örnekte görüldüğü gibi sendikalaşma sürecinde yetkiye itiraz, yasalarda yer alan bir uygulama olsa da pratikte sistematik biçimde sendikalaşma karşıtı bir uygulama olarak kullanılmaktadır. Çalışma ve Toplum Dergisi yayın yönetmeni Dr. Murat Özveri’nin yüzlerce vakayı inceleyerek hazırladığı çalışma; tekstil, metal, petro-kimya sektörlerinde yapılan yetki itirazları sendikaların lehine sonuçlansa dahi, işyerlerinin sadece %27’sinde toplu iş sözleşmesi yapılabildiğini göstermiştir.76 Bir diğer deyişle, inceleme kapsamındaki işkollarında örgütlü sendikalar, işverenin itiraz etmesine karşın davayı kazanarak almış oldukları her 100 işyeri yetki tespitinden ancak 27’sinde toplu iş sözleşmesi yapmayı başarabilmiştir. İtiraz olması halinde, yetki belgesi alma ortalama süresi yine inceleme kapsamındaki vakalar için 424 gün olarak tespit edilmiştir. Bu süre, iş yerlerinde sendikalaşma yeter şartlarının sağlandığı koşulların değişmesi veya işverenler tarafından işten çıkarma, sendika üyelerinin taciz edilmesi gibi yöntemlerle değiştirilmesi için yeterli olmaktadır. Bu durum yetki davalarının kazanılmasına karşın sendikaların neden toplu iş sözleşmesi yapamadıkları hakkında fikir vermektedir. Yukarıda sunulan örneklerle birlikte uluslararası kuruluş ve mahkemelerin karar ve raporlarında; Türkiye’de sendikal örgütlenmeyi belirleyen hem mevzuatın hem de uygulamanın, ILO sözleşmeleri başta olmak üzere, uluslararası hukuksal normlara uygun olmadığı görülmektedir. Bu durumda Avrupa kökenli işletmelerden, örgütlenmeyi engelleyen bu ulusal çerçeveye değil, çoğunun kendi sorumluluk belgelerinde de referans verdikleri ILO vb. kuruluşların normlarına uymaları beklenir. Konuyla ilgili iyi pratikler geliştirmek isteyen aktörlerin, Türkiye’de işçilerin hak ihlalleri tablosunu ortaya koyan uluslararası raporları, buralarda 76 Özveri, Murat. Türkiye’de Toplu İş Sözleşmesi Yetki Sistemi ve Sendikasızlaştırma (1963-2009). Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Sosyal Politika Araştırma ve Uygulama Merkezi, 2013. 70 OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I gündeme getirilen uyarı, eleştiri ve önerileri dikkate alması ve bizim yukarıda özetlediğimiz örnekleri incelemesi yararlı olacaktır. Avrupalı aktörler, hak ihlallerinin temel nedeni olan adı konmamış sürekli OHAL’i kabullenmemelidir. COVID-19 SALGININDA İŞÇI HAKLARININ VE İHLALLERIN GENEL DURUMU HAKKINDA ÖZET Covid-19 salgını, Türkiye’de etkili olmaya başladığı 2020 Mart ayından bu yana, işçilerin durumlarının kötüleşmesi ve hak ihlallerinin artması sonucunu doğurdu. Kuşkusuz en öncelikli sorunlar çalışma hakkı alanında görüldü. Kullanılan değişkenlerin yetersizliği nedeniyle şimdiye dek resmi istatistiklerde görülemese de işsizliğin, gerçekte olağanüstü derecede yoğunlaştığına dair ciddiye alınması gereken veriler ortaya çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Temmuz’da yayınladığı Nisan 2020 Hane Halkı İşgücü Araştırması (HİA) sonuçları, Covid-19 salgınının en yoğun dönemini (Mart-Nisan-Mayıs 2020) kapsaması açısından önemlidir. TÜİK’e göre işsizlik oranı Nisan 2020’de 0,2 puanlık azalış ile yüzde 12,8 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye genelinde işsiz sayısı, bu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre 427 bin kişi azalarak 3 milyon 775 bin kişi oldu. TÜİK’in Eylül 2020 verileri de, Covid-19’un işsizlik oranını etkilemediğine işaret eden benzer bir resim sundu. Bu verilere göre, Eylül 2020’de işsizlik oranı 0,1 puanlık düşüşle yüzde 12,7 olarak gerçekleşti. İşsiz sayısı 2019 Eylül ayında 2019 yılının aynı dönemine göre 550 bin kişi azalarak 4 milyon 16 bin kişiye geriledi. Ancak bu veriler kamuoyunda yaygın bir güvensizlikle karşılandı. Uzun süredir işsizlik verilerini alternatif değişkenler, tanımlar ve yöntemlerle işleyen ve bir seri üreten DİSK-AR’ın Temmuz ve Aralık 2020 raporlarında, “geniş tanımlı işsiz sayısı” Nisan 2020’de 9 milyon 756 bin (%28,7), Eylül 2020’de C O V I D -1 9 S A L G I N I N D A İ Ş Ç I H A K L A R I N I N V E İ H L A L L E R I N G E N E L D U R U M U H A K K I N D A Ö Z E T 71

Select target paragraph3