BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
3. Cinsiyet ve Cinsel Kimlik Temelli Ayrımcılık Başvuruları
KDK’nın web sitesinde konuyla ilgili KDK Kadın başlığı altında bir sekme bulunmasına
karşılık konuyla ilgili hem başvuru sayısının, hem yayımlanan karar sayısının azlığı dikkat çekicidir. Hatta yine dikkat çekici biçimde bu konuda yapılan başvuruların azaldığı
görülmektedir. Kurumun web sitesinde Ombudsman Kadın sekmesi oluşturulmuş ve
örnek kararlara yer verilmiştir. Sitede toplam sekiz karar vardır ve bir tanesi hariç hepsi
sosyal yardımlara ilişkindir. Özellikle kadına karşı şiddet vakalarının giderek arttığı ve
genel olarak kadına yönelik ayrımcı ve nefret içeren söylemlerin arttığı düşünüldüğünde bu rakamlar ve örnekler önemli bir soruna işarettir. Karma komisyon görüşmelerinde
de sıklıkla sorulan bu soruda akla gelen birinci unsur kadına karşı şiddet vakalarının
adli vaka haline gelmesinin KDK’nın inceleme yapmasını engelleyip engellemediğidir.
Bu konuda Komisyon görüşmelerinde de ifade edildiği gibi, yargıya intikal etse kadının
şiddetten korunmasına yönelik hizmetlerle ilgili olarak Kurum inceleme yapabilmektedir. Örneğin bir başvuruda davaların takibi konusunda yardım talep edilmiş, yargı yetkisine ilişkin inceleme yapılamayacağından danışmanlık hizmetinin etkin verilmesi için
ASPB’ye yönlendirilerek bakanlığın davaya müdahil olması sağlanmıştır.34 Yani, şiddet
vakalarında da kurumun etkin olması mümkündür. Buna rağmen bu rakamların azlığı
Kurum hakkındaki toplumsal algı açısından önemli bir göstergedir.35
Konuyla ilgili en önemli başvuru Malatya’da toplu taşıma araçlarında uygulanan
kadınlara özgü otobüs, ya da kamuoyundaki yaygın adıyla “pembe otobüs” uygulamasının ayrımcı olduğuna ilişkin bir başvurudur. Başvuruda tek kadın denetçi olan Özlem
Tunçak bu uygulamanın pozitif ayrımcılık olarak nitelenemeyeceği ve ayrımcı bir uygulama olduğu görüşüyle tavsiye kararı önerisinde bulunmuşsa da Başdenetçilik ret
kararı vermiştir.36 Kararın bir yerinde İstanbul Sözleşmesi’nde “Kadınların toplumsal
cinsiyete dayalı şiddete karşı korunması için gerekli olan özel tedbirler, bu Sözleşme hükümlerince ayrımcılık olarak sayılmayacaktır” ifadesine yer verilerek bu uygulamanın
kadınları “korumak” için getirilen bir uygulama olduğu, kararın bir başka yerinde ise
kadınların şiddetten korunması için değil, daha “konforlu” yolculuk etmeleri için bu
yöntemin geliştirildiği, kadınların diğer araçlara binmelerinin sınırlandırılmadığı veya
erkeklerin hizmet kalitesinin düşürülmediği, zaten çeşitli ülkelerde bu yönde uygulamalar olduğu gibi gerekçelerle başvuru reddedilmiştir. Her ne kadar kararda kadınların
ulaşımda yaşadıkları taciz ve şiddet yerine “konforlu” yolculuk ifadesine yer verilmişse
de kadınların erkeklerden farklı bir “konfor” ihtiyacının tek gerekçesi kadınların tacizden korunmasıdır. Zaten sadece daha konforlu yolculuk gerekçesi erkekler aleyhine
yaratılan bu durum açısından hiçbir şekilde haklı neden olamayacaktır. Kadınların şiddetten korunması gerekçesi ise tacizcinin değil, taciz edilenin ayrıştırılması ve dışlanması anlamına gelecek, tacizi meşrulaştırabilecek, devletin kadınları tacizden yeterince
koru(ya)madığını gösteren, hatta bu otobüsleri kullanmayan kadınlar açısından taciz ve
ayrımcılık riskini artırabilecek niteliktedir.
Bir başka kararda ise mahkeme kararıyla cinsiyetini ve ismini değiştiren ve buna
göre nüfus kayıtlarında gerekli düzeltmeler yapılan başvurucunun, mezuniyet tarihinde
eski cinsiyet ve ismine göre düzenlenmiş ve arkasına şerh düşülmüş lise diploması ye34 Başvuru no. 2016/5404. (Karar yayımlanmamıştır, web sitesinde Ombudsman Kadın sekmesinden ulaşılmıştır.)
35 Örneğin TİHEK başkanı Süleyman Arslan’ın açıkça İstanbul Sözleşmesine karşı attığı tweetler ve demeçleri, boşanmayı terör
olarak nitelemesi, başdenetçi Şeref Malkoç’un ise yeniden ele alınmasına yönelik dolaylı olarak İstanbul Sözleşmesi aleyhine
söylemleri toplumsal algı açısından son derece önemlidir.
36 Başvuru no. 2017/16167, 24.7.2018.
71